Karate-DO

Shotokan karate dünyasında binlerce öğrenci yetiştirerek aramızdan ayırlan Shotokan karate stilinin ‘‘ İKONU‘‘ Shihan Taiji Kase’nin (10.Dan) dünya basınına verdiği beyanatlarını ve yaklaşık 40 yıl önce bizzat seminerlerine girdikten sonra ilk kez bir Türk gazeteci olarak kendisi ile yapmış olduğum söyleşileri de harmanlayarak KARATE-DO hakkında çok önemli donelerini, pek bilinmeyen yaşamından kesitleri gün ışığına çıkartarak siz değerli DOJOSPOR takipçilerinin beğenisine sunuyoruz.

Yaşamını karate’ye adamış ve hayatı boyunca yüzlerce öğrenci yetirmiş,araştırmacı ve yenilikçi bir hocaların hocası Taiji Kase Sensei’yi büyülteç altına aldık.
1929’da bir Judo hocasının çocuğu olarak Japonya’nın Chiba şehrinde dünyaya gelen Taiji Kase,altı yaşındayken Kodokan’da babasının himayesinde Judo çalışmalarına başladı.

1944 yılında Shoto-kan karatenin kurucusu Gichin Funakoshi‘nin ‚‘‘Karate-do Kyohan‘‘ kitabını okuduktan sonra çok etkilendi.

Bilmediği bu dövüş sanatını tanımaya karar verdi.

Yayıncının yardımıyla Shotokan Dojo’sunun adresini buldu ve ardından karate eğitimi almaya başladı.

Taiji Kase o sırada Donanmada bir öğrenci ve Judo‘da 2.Dan sahibiydi.

Karatenin kurucusu Gichin Funakoshi daha sonra oğlu Yoshitaka Funakoshi, Genshin Hironishi ve Yoshiaki Hayashi o dönemdeki ana öğretmenleriydi.

Genç Kase,üzerinde en büyük etkiyi yaratan ve ona hayatının geri kalanında ilham veren Sensei Yoshitaka Funakoshi’ydi.

1945 yılının bir bahar ayında eğitim aldığı Dojo bir yangın sırasında kül oldu.

Ayrıca aynı yılın sonbaharında hocası Yoshitaka Funakoshi vefat etti.

FUNAKOSHİ’NİN KİTABINDAN ETKİLENEREK KARATE’YE BAŞLADI !.

1946 yılında Kase,Senshu Üniversitesi Karate Kulübü’nde karate öğretmeni olan Hironishi’den himayesinde karate eğitimine devam etti.

Bu üniversitede ekonomi okudu. Ancak, karate onun gerçek tutkusuydu ve daha sonra üniversite kulübünün kaptanı oldu.

1946’da Funakoshi Sensei’nin bizzat yaptığı sınavı başararak 1. Dan oldu.

Kase Sensei 1949’da 3. Dan sınavını da geçti ve 1951’de Senshu Üniversitesi’ndeki eğitimini tamamladı.

Aynı yıl Japonya Karate Birliği‘ne (JKA) katılmaya karar vererek JKA’nın şefi Prof. Nakayama’nın himayesinde karate çalışmalarına devam etti.

1964’te Sensei Kase (6.Dan) JKA tarafından görevlendirilerek Güney Afrika’ya karate branşını tanıtmaya gitti.

Birkaç ay sonra Hirokazu Kanazawa (5. Dan), Keinosuke Enoeda (5. Dan) ve Hiroshi Shirai (5. Dan) eşliğinde karate‘yi yaymak için Almanya, ABD ve Fransa gibi birçok ülkeyi ziyaret etti.

1967 yılında Sensei Shirai’nin İtalya’ya yerleşmesine yardım etti ve daha sonra kendi dojosunu açacağı Paris‘e taşındı. 

KARATE-DO’NUN EFSANESİ TAİJİ KASE VE TÜRK KARATESİNİN ÖNDERİ

HAKKI KOŞAR İLE TOPKAPI SARAYINDA UNUTULMAZ BİR GÖSTERİ !..

1980 yılında Türkiye’nin en çok okunan Karakuşak Dergisinin düzenlediği ve İstanbul’da, Spor ve Sergi Sarayında yapılan‚ ‘‘KARAKUŞAK 1.TÜRKİYE KARATE-DO TURNUVASI esnasında başhakemlik görevini üstlenen Taiji Kase Sensei, Türk karatesinin önderi Hakkı Koşar ile tarihi Topkapı sarayının bahçesinde basın mensuplarına karate teknikleri sergilediler. O yıl TAİJİ KASE Sensei Karakuşak dergisine de kapak olmuştu.

KASE-HA SHOTOKAN-RYU ORGANİZASYONUNU KURDU !.

1989’da JKA’nın Başkanı ve Shotokan karatesinin efsanesi Prof.Masatoshi Nakayama‘nın vefat etmesinden 2 yıl sonra Kase Sensei, Shirai Sensei ile birlikte dünya Karatedo Shotokan Akademisi’ni (WKSA) kurdu.

Daha sonra WKSA’nın siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle feshedilmesinden sonra Kase-Ha Shotokan-Ryu’nın kurulmasıyla sonuçlandı.

Bu organizasyon Kase Sensei’nin çok sevdiği hocası Yoshitaka Funakoshi’nin karatesini uygulamak ve yaymak için bir girişimdi.

Kase Sensei kendi adını verdiği organizasyonu olan‚‘‘Kase-Ha Shotokan-Ryu‘nun) teknik bir özelliği ise 1983 yılında Shotokan çalışmalarının “kilit konumu” olarak tanımladığı bir durum olan Ko-Kutsu’dan, Fudo-Dachi’‘lere geçişidir.

Dünya Shotokan karate dünyasının efsanesi Kase Sensei, teknik becerilerinin yanı sıra tarihsel araştırmalarıyla da farklılaştı.

Bir çok bilimsel kitabı ve videoları ile dünya karatesine katkı sağladı.

2004 yılında Kase Sensei 75 yaşında vefat etti ve vasiyeti üzerine Paris’de defnedildi.

Dünya karatesinin efsanesi Kase Sensei, KARATE-DO’yu şöyle tanımlıyor.

KARATE ZEKA İLE YAPILAN BİR MÜCADELE SANATIDIR !.

“Karate-Do’da zeka ve tecrübe önemlidir. Bu niteliklere sahip birinin Budo’nun gerçek ruhunu anlaması ve Karate-Do’da kıskanılacak bir seviyeye ulaşması zor değildir.

İnsanlar her gün engellerle karşılaşıp problemleri çözer ve çoğu zaman aslında kendileriyle savaşmalılar ve bu aslında Budo’nun özüdür. ”

Hiroshi Shirai (10.Dan) Hocası Kase Sensei’yi şöyle tanımlıyor. “Öğrencilerine eğitim esnasında , son derece nazik ve sabırlıydı. Anlaşılır bir şekilde izah ederdi, kendini fazla zorlamazdı, ancak birkaç teknik gösterdiğinde, özellikle kalp krizinden kurtulan yetmiş bir yaşındaki biri için şaşırtıcı derecede zekiydi ve çok atikti.”

JUDO HOCASIYKEN MASUTATSU OYAMA‘DA ÖĞRENCİLERİM ARASINDAYDI !.

Kase Sensei ; ‘‘Sensei Funakoshi’ni eğitici kitabını okudum. Okuduklarım beni basitçe içine çekiyor ve büyülüyordu. Aynı zamanda, karate’nin o zamanlar tamamen judo‘nun ötesinde olduğunu fark ettiğimde hayrete düştüm.

Judo’yu uygulamış olsam bile, müthiş etkilendim ve Karate’yi denemeye karar verdim.
Bu arada belirtmek isterim. Ben Kodokan’da 2.Dan seviyesine yükselerek Judo öğretmenliği yapıyordum.

Bir gün beyaz kuşaklılar gurubuna ders verirken Masutatsu Oyama da o gurubun içinde olan biriydi.

1945 ve 1946 yılları arasında Kodokan’da, Masutatsu ile himayemde judo çalışmaları yaptık.

Bir gün onun da karate yaptığını ve bazı teknikleri değiştirdiğini duydum.

Mücadele sanatları hakkında çok benzer fikirleri paylaştık.

İlerleyen yıllarda Masutatsu Oyama Kyokushin vuruşlu karatenin öncüsü oldu.

Üniversitede yıllarında dojomuzda takım kaptanı olarak antrenmanlar yapıyorduk.

Shotokan karatenin kurucusu Funakoshi Sensei’mi her Pazartesi evinden alıp Dojo’ya götürmek zorunda kaldım.

Çünkü Funakoshi Sensei çok yaşlanmıştı ve yürümekte zorlanıyordu.

Dojo’da sadece Kimonosuyla antrenmanlarımızı izlerdi.

Ama benim için Funakoshi Sensei’nin fikirleri çok önemliydi.

‘Karate Ni Sente Nashi’ çok önemlidir şeklinde bir yorum yaptı.

Türkçesi ‚‘‘ İlk saldırıyı asla kullanmayın, birileri yaralanabilir. ”

KASE SENSEİ; ‘‘KARATE Nİ SENTE NASHİ‘‘ (ASLA ÖNCE SALDIRMAMALISINIZ )

Şu sözün anlamını anlarsanız Karate’nin özünü anlamak çok basittir: “Karate ni sente nashi “. Karate yapanlar, sonunda Karate’nin ne olması gerektiğini ve iyi bir karate-ka‘nın nasıl olması gerektiğini kesinlikle anlayacaklardır.

İnsanlarla birlikte dostça yaşamanın bir yolu ve davranış biçiminize bağlıdır.

Bu prensibi günlük ilişkilerde uygulamak için bilmeniz gerekir, “Asla önce saldırmamak” gerçekten ne anlama geliyor ?

Bu prensibi uygulayarak, doğal olarak ahlak sahibi olacaksınız, zihnin belirli bir gücünü, doğal bir maneviyatı geliştireceksiniz. Kanımca, “Karate ni sente nashi” ilkesinde insan yaşamının tüm alanlarını içerir.

HARA’NIN VE KİME’NİN KARATE’DE ÖNEMİ !.

‘’ Araştırmalarım Hara’yı ve gücünü geliştiren kadim Samuraylar hakkındaydı, bu yüzden kendi kendime dedim ki: Ona sahip olmalıyım.

Yani aklımda her gün, her an ‘’Hara’’ vardı.

Ama Hara’mı nasıl çalıştıracağımı gerçekten bilmiyordum.

Örneğin, kişi belli bir alıştırmayı yapar, onu tekrarlar ve sonra onda beklenmedik şeyler ve bedeniyle bağlantıları keşfeder.

Sürekli çalışmalarım sonucunda, omuzlardaki tüm gerginlik, vücudun güç ve enerji blokları çözüldü.

Bu noktada, güçlü bir ‘’Kime’’ ile yumruk atmak benim için çok kolaydı.

Hara’yı keşfetmiştim. Çok mutluydum.

Ne yazık ki, henüz Hara’nın ne olduğunu, nasıl oluştuğunu ve nasıl çalıştığını anlayamıyorlar. Belki yüz yıl içinde önemini anlayacaklardır.

Başarılı olurlar, ama kısa bir zaman zarfında hemen değil.

Bununla birlikte, bilimsel araştırmalardan da bir örnek almalıyız.

Ayrıca en önemli şey nefes almaktır. Vücudu korumak için yiyor ve içiyoruz, ancak nefes almanın önemli rolünü ihmal ediyoruz.

Karate’de her teknikte nasıl nefes alınır ?

Nefes çalışması karate’de çok önemli bir unsurdur.‘‘

KASE SENSEİ OLDUYSAM, BUNU SENSEİ YOSHİTAKA‘YA BORÇLUYUM !.

Karate çalışanların daha fazla özgüvenine, daha fazla iç stabiliteye ve bizi böylesine büyük ve güçlü bir tekniği gerçekleştirmek için güçlü kaslara sahip olmalıyız.

Ama halterciler gibi değil tabi.

Hara’yı öğrenmemdeki en büyük etken Yoshitaka Funakoshi Sensei’dir. .

“Özellikle, ustam Yoshitaka Funakoshi,”Hara “enerjisinin nasıl kullanılacağını keşfetti. Elbette, gedan-barai tekniğinin bu enerji kaynağıyla,” Tanden “in çalışmasıyla bir bağlantısı vardır, çünkü merkezden aşağı doğru itilirken karın kısmında vücudun tamamı ‘‘Ki‘‘ enerjisini biriktirir ve bu şekilde vücut güçlenerek merkez noktası büyür.

Temel olarak, tekniği ile birlikte Yoshitaka Funakoshi’nin fikirleri benim için çok önemliydi. Onun dediklerini yaptım ve bu bana büyük bir güç ile birlikte enerji bulmamı sağladı.

Karate‘yi severek yapmama ve seviyemi yükseltmeme izin veren enerji olgusudur.

Ömrüm boyunca karate çalışarak araştırmalar yaptım.

Bunu yapmak için aynı şevk ve aynı arzuya sahip olmaya azimle devam ettim.

Gighin Funakoshi Sensei o zamanlar zaten yaşlı olduğu için fiziksel olarak çok dezavantajlı durumdaydı.

Bu nedenle ben Kase Sensei olduysam. Funakoshi Usta’nın oğlu Sensei Yoshitaka’ya borçluyum. Kendisi bana en çok öğreten Sensei oldu.

Hala hafızamda sözleri ve ifade edişleri var, ustam Yoshitaka’nın Karate’yi nasıl yüksek bir seviyeye getirdiğini görme fırsatım oldu.

O büyük bir Üstad idi ve kendisi gibi sadece Karate’yi geliştirmek isteyen çok sayıda iyi performans sergileyen öğrencileri arasında Sensei Hideteka Nishiyama da vardı.

SHOTO-KAN VE SHOTO-KAİ ARASINDAKİ FARKLAR !..

Bence Shotokan ve Shotokai arasındaki farkın önemi yok, önemli olan aynı yolu takip etmek, gerisi sadece çok az önemli detaylardır.

Şahsen, yıllar önce tek bir büyük arzum vardı: Karate’yi her zaman daha yüksek seviyelere getirmek, bu yolda devam edebilecek ve devam etmek isteyen birilerini bulmaktı.

Sensei Yoshitaka’nın çalışmalarımın önemini yıllar sonra da olsa daha iyi anlıyorum..

O Karate-do’da bir devrim yaratmıştır. Birkaç tarz var ama devrim bir tarz meselesi değil, genel seviyeyi yükselten bir şey.

Sadece belli bir tarzın veya formun yaratılması değil, Shotokan’da duruşlar düşük. Wado-Ryu’da daha yüksektir, ancak bir düzeyde, tüm bunların hiçbir değeri yoktur. Usta Yoshitaka, güç ve hız gibi insani niteliklerin evrimi yoluyla karate seviyesini yükseltmeye çalıştı. Bunu yaptı çünkü fiziksel çalışmaları takip ederek duruş seviyelerini düşürdü.

Örneğin, bir maraton koşucusu yüksek bir pozisyonda kalabilir, çünkü hedefi uzun mesafeler için dayanıklılık elde etmektir.

Aksine, sprinter mümkün olan en yüksek hızı elde etmek için düşük bir konumdan başlayacaktır. Aynı şey, savaşçıların güçlerini maksimuma çıkarmak için ağırlık merkezini indirdiği Sumo’da da var.

Minumum şekilde ağırlık merkezine izin veren bir pozisyonda antrenman yapmanın gerekli olduğu sonucuna vardık ve bu durumda stilin önemi yoktur.

KATA ÇALIŞIRKEN‚ ‘KİME‘‘ YOKSA O KATA DEĞİLDİR !..

Gerçeklik, formaliteden ayırt edilmelidir. Biçimlilik, tekniktir, hareketlerin kabuğudur, ancak kata’nın gerçekliği, iç kısmı ruha ihtiyaç duyar.

Kata’yı mükemmel bir teknikle icra edebilirsiniz ama ruhu yoksa değeri yoktur, gerçek değildir. Dojo’da eğitime başladığım ilk yıllarımı hatırlıyorum.

Kıdemlilerimden biri olan Waka Sensei Kata’yı gerçekleştirdiğinde, gözlemleyenlerin bir tehlike hissi hissettiğini, gerçek bir dövüşü varmış gibi göründüğünü söylediklerini hatırlıyorum.

Bir kata yaptığımızda içsel gücümüzü ve kararlılığımızı her yumrukta ve blokta aktarabilmeliyiz.

Kata performansını izleyenler hiçbir şey hissetmiyorsa, kata doğru yapılmamış demektir.

Sorun teknik değil. Bazı öğrencilerin saflaştırılmış bir tekniği yoktur, ancak hareketlerinde tehlike ve kararlılık, mükemmel teknikle kata yapan sporculardan daha fazla algılanır. Kata çizerken karate ruhu ve özellikle ‚‘‘Kime‘‘ yoksa yaptığınız kata değildir. Ancak Jimnastik türü egzersizi olarak algılayabiliriz.

KARATE-DO RUHUNU ANLAMAK İÇİN ZEKA VE TECRÜBE GEREKLİDİR.

“Karate-Do için zeka ve deneyim önemlidir.

Bu niteliklere sahip birinin Budo’nun gerçek ruhunu anlaması ve Karate-Do’da kıskanılacak bir seviyeye ulaşması zor değildir.

İnsanlar her gün engellerle karşılaşsa bile problemini çözer ve çoğu zaman aslında kendileriyle savaşmalılar ve bu aslında Budo’nun özüdür.

Karate çalışmalarında zihinsel olarak girmek çok önemlidir ve vücut daha sonra bu yolu zaten takip edecektir

MAKİWARA ÇALIŞMALARI

Makiwara’da çalışmalarında çok fazla pratik vardır, teknik başına 1000 veya 2000 tekrar, tek başına veya çiftler halinde, sadece partnerinizi sanki öldürmekten kaçınarak her zaman vurmanız gerekiyor.

Blok tekniklerinin makiwara ile çalışılması çok daha önemli bir rol oynamaktadır.

Çünkü savaş yıllarında bizlere öğretilen şey mücadelede rakibi zararsız kılmak, rakibin ön kolunu veya bacağını kırmak için kolları güçlendirmek çok önemliydi.

Bunu başarmak için bloklar uygulandı.Tahta sopalarla veya ağaca vurarak, tüm eğitim tek bir amaca yönelikti, karşı rakibe saldırıya gerek yoktu, kuvvetli blok tekniklerle rakibi zararsız hale getirebilirsiniz.

Japonya’da, bir öğrenci karate çalışmasına başladığında, kendisine öğretilen ilk şey teknik değil, büyümesinin temelini oluşturacak bir dizi ahlaki ve sosyal normdur. Ancak daha sonra uygulama başlayacak. İki şeyi aynı anda olgunlaştırmak; Bu, başladığım temeli temsil ediyor. Daha sonra, öğrenilen tüm teknikler, kişinin kendisi hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmak için kullanılır ve sonunda, ihtiyaç durumunda bir rakibi yenmek çok daha kolaydır..

5 YIL KARATE ÇALIŞAN KARATE-KA’LARIN ANALİZİ  

Shodan seviyesine ulaşılabilir (1DAN). Elbette, bu dönemde elde edilen şey, kelimenin tam anlamıyla sadece temel teknikleri “ezberlemektir”.

Japonya’da bu seviyeye 3 yılda ulaşmak mümkündür ama bu günlük 2-3 saat süren eğitim anlamına geliyor.

10 YIL KARATE ÇALIŞAN KARATE-KA’LARIN ANALİZİ  

‘‘Bu dönemden sonra karateka genellikle temel tekniğe çok iyi hakim olur.

Bu çok önemli bir gerçektir, çünkü ancak bu dönemden sonra birisi eğitmen olmaya yani öğretmeye cesaret edebilir.

Bu döneme gelmeden önce birinin tekniğe doğru ve inandırıcı bir şekilde hakim olabileceği tartışılmazdır.

Ne kadar uzun süre pratik yaparsan o kadar çok tecrübe kazanırsın.

Temel bilgilerinize hakim olmak 10 yıl alacak ve Kumite’nizde 10 yıl, sonra da Kata’nız için 10 yıl daha.

Sınırsız bir şekilde hedef koymalısınız ve hayatınız boyunca çalışmalarınıza devam edin neticede farklılıkları farkedeceksiniz.

Kata pratiği yaptığınızda belirli bir hareketin üstesinden gelemeyebilirsiniz, ancak derinlemesine düşünürseniz, bunun nedeni diğer kişileri gözlemleyerek daha belirgin hale gelebilir ve bu, zorluğun üstesinden gelmek için daha etkili pratik yapmanızı sağlayacaktır. “-

20 YIL KARATE ÇALIŞAN KARATE-KA’LARIN ANALİZİ  

20 yıllık eğitimin ardından 5.Dan seviyesine gelmeniz anlamına gelir.

Karate tekniklerinin, kumite ve kata‘ların özünün tam olarak anlaşılması, zihinsel reaksiyonun ve hareketin fiziksel olarak aynı anda gerçekleşmesiyle ifade edilir.

Bu seviyede, karate-ka bilinci, uyuyan ancak en ufak bir tehlikede bile şüphe götürmez bir şekilde tepki veren bir hayvanda olduğu gibi, her zaman hazır / uyanık durumdadır.

Bu seviye, bu yolda kritik bir noktadır. Kişinin kaderini değiştirmek zordur, bundan sonra hayat Karate-Do’ya adanır.

Şahsen benim görüşüme göre, 20 yıllık Karate çalışmaları sonucunda, bir karate-ka’nın yolun yaklaşık üçte birini geçtiğini hissedebileceğine ve bu nedenle birçok gelişme olasılığına sahip olabileceğine inanıyorum.

25-30 yıl sonra, Karate’nin gerçekte ne olduğunu anlayabilirsiniz.

Ancak geriye kalan en önemli unsur devamlılıktır.

OLİMPİYATLAR KARATE’NİN ‘’DO’’SUNU KAYBETTİREBİLİR !…

Teknik becerilerinin yanı sıra tarihsel araştırmalarıyla da farklılaşan KARATE-DO’nun İKON’u, TAİJİ KASE Sensei Olimpiyatlar hakkında1985 yılında tarihi bir açıklama yaparak, şöyle demişti; ‘’ Karate-Do olarak Karate’nin Olimpik bir spor olması gerekmez.

Benim ömrüm yetmeyecek ama, bir gün KARATE Olimpiyat oyunlarına katılacaktır.

Genel olarak karate için sağlıklı olabilir.

Olimpiyatlar insanlar üzerinde büyük bir etki yaratabilir.

Karate’nin ‘’DO’’sunu kaybedebilir ve herhangi bir spora

dönüşebilir endişesindeyim’’.(!)…

Dünya karatesinin efsanesi Kase Sensei, hayatını adadığı ve geliştirdiği geleneksel karate-do’nun erozyona uğradığını ve ‘’DO’nun can çekiştiğini görseydi merak ediyorum.

Acaba ne yapardı ?..

YASAL UYARI:  Dojospor® marka tescillidir. Taklit edilemez. Yazı, resim yada grafiklerden (Facebook sosyal sitesi haricinde) izinsiz alıntı yapılamaz, (Telif Hakkı) Copyright© Dojospor, bir uzakdoğu ve mücadele sanatları web sitesidir.

DOJOSPOR Yönetim kurulu… 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı