Karate-DO

13 yıl Türkiye Karate Milli Takımlar baş antrenörlüğü ve teknik direktörü, 1994-2010 yıllarında Suudi Arabistan Karate milli takımları teknik direktörlüğü, ayrıca 2002-2003 yıllarında Ürdün milli takımlar teknik direktörlüğünü de üstlenen Türk karatesinin duayen hocalarından Sensei Atilla Çeliktürk (8. Dan) ile hoş sohbetimiz esnasında ses kayıt cihazımın düğmesine dokundum ve bu doğaçlama röportajımda Sensei Çeliktürk sorularımı samimi bir şekilde ve içten yanıtladı:

Sizin pencerenizden baktığınızda Türk karatesinin dünyadaki yeri nedir?

‘‘Türk karatesinin şu an dünyadaki yeri çok iyi çünkü avrupa,dünya şampiyonalarında ve olimpiyatlarda çok iyi neticeler alındı. Bazı sıkletlerde bazı sıkıntılar yaşandı.Bunlar giderilemeyecek sorunlar değildir.Sistemlerde bazı hatalar yapılmış olabilir.Olimpiyata giden 7 sporcununda madalya alması gerekiyordu. Ama bu kaybeden sporcularda sürekli olarak avrupa ve dünya şampiyonalarında derece yapan sporculardır. Olimpiyatda bu sporcuların şansı çok yüksekti.Hazırlık ve kamp sıralarında bazı hatalar olmuş olabilir veya prosedürlerde eksiklikler olmuştur. 7 sıkletten 4’de başarılıydı.Gönül isterdi ki; son 12 yıldır milli takımda yarışan bu tecrübeli sporcular 7’de 7 yapabilecek takımdı.‘‘

Türkiye’de ve yurt dışında bazı otoriteler bu kadar uzun süreli kamplar ve hazırlık dönemi neticesinde bir olimpiyat şampiyonu çıkartamamızdan dolayı eleştiri oklarına maruz kalındı.

‘‘Tasvip etmeyenler de haklı fakat ekibimiz çok iyi ancak son anda maçları kaybetmesi,bşarısızlığın gelmesi de bir şanssızlıktır. Bazen çok çalışırsınız ama ummadığınız şeyler olabiliyor.

MİLLİ SPORCULARIMIN  EN AZ YARISI TOKYO’DAN

ALTIN MADALYA İLE DÖNMELİYDİ

Serap’ın,Meltem’in ve Dilara’nın maçılarıda öyle oldu. Son anda herşey değişebiliyor.Eleştiren arkadaşlarda haklılar. Bu tecrübeli takımımızın en azından yarısının altın madalya ile yarısınında derece ile dönmesi lazımdı.‘‘

Federasyon seçimleri hakkında görüşlerinizi alabilir miyim ? 

‘‘ Esat başkan rahmetli olmasaydı, olay 2 aday olan  Av.Aslan bey ile Esat başkan arasında geçecekti. 3’cü,4’cü kişilerin  çıkacağını tahmin etmiyorum.Ama şimdi bir çok aday çıktı.Daha renkli oldu. Türk karatesine kim hizmet edecekse ve Türk karatesini daha ileri götürecekse onun kazanmasını isterim. Kim kazanırsa ve Türk karatesini 80’li yıllara götürecekse onun kazanmasını istemem. Türk karatesi buralara kadar gelmiş,2021‘den 80’li yıllara imkanlar,teknik ve sistem olarak geri dönüşmesini hiç arzu etmem.‘‘

Türk karatesinin ilk yıllarında basın bir hayli gösteriyordu günümüzde ise bir hayli azaldı.Neler yapılmalı sizce ?

TKF’DE BASIN KURULU VAR MI, MERAK EDİYORUM!

‘‘Bilindiği üzere amatör sporlara imkan vermiyorlar.Federasyonun basın kurulunun çalışmaması ayrıca TKF’nin basın kurulu var mı çok merak ediyorum. Yeterli tanıtım yapılmıyor. En popüler spor dallarında bile basına ilği gösteriliyor. Basın mensuplarına yardımcı olunuyor.Malesef Federasyonumuz basın konusunda çok duyarsız, dolayısıyla da basın da bize karşı duyarsız. 70‘80’li yıllarda müsabakalarımızda seyirci patlaması olurdu. Spor ve sergi sarayında Macaristan milli takımı ile müsabakamız olmuştu. Hatta bende o yıllar müsabıktım.O gün, o salon, tıklım tıklım doluydu.Adeta kıyamet kopmuştu.‘‘

Federasyon başkanlığı sizce kaç dönem olmalıdır?

‘‘ Bence 2 dönem daha verimli olur.Bir aday anca 2 dönem yapmalıdır.‘‘

Yaptığımız branş sizce karate mi? Karate-do mudur ?

‚‘‘Tabi ki karate-do.‘‘

WKF (Dünya karate Federasyonu ) kurulduktan sonra geleneksel karate’ye sizce darbe vuruldu mu?

‘‘WKF çok büyük atraksiyonlar yaptı.Ayrıca Olimpiyat yolunu açtı.Olimpiyat komitesi ile iletişime geçti. Geleneksel karate’nin içinde olan gruplar, başta JKA kendi içerisinde bir takım sıkıntılar yaşadı, mahkemelik oldular. Bir ara Honbu dojo kapandı.Daha sonra açıldı. Başta Yahara, Abe, Kase,Shirai vs. gibi JKA’nın sivri hocaları ayrı birer sistem oluşturdular. JKA sisteminden kopmuş oldular.J KA’dan ayrılan hocalar kendilerini ispat etmek için 50 yıldır uygulanan sistemi bozdular. Kata’ların ve tekniklerin isimlerine kadar değiştirdiler.

Sportif karate müsabakalarına kumiteci veya katacı şeklinde ayrıştırıldı. Oysa ki karate-do, Kata’sı, kumite’si ve Kihon’u ile bir bütün değil midir ?

TEKNİKLER EROZYONA UĞRADI !.

‘‘Son 20 yılın jenerasyonunda makiwara,kihon ve temel teknik çalışması yok. Bu nedenle teknikler erozyona uğradı. Dünya şampiyonu olmuş bir sporcu bile yumruk sıkamıyor. Çünkü sürekli eldiven ile çalışılıyor.Müsabakada eldivenin içinde o yumruk hareketini göremiyorsunuz. Değdin aldın puanı tak bitti.Keşke daha önce karate olimpik olsaydı. Taekwondo karateleşmiş olurdu.Taekwondo daha önce olimpik olduğu için WKF sanki Taekwondo’yu taklit eder hale düştü. Bir sporcu hem kumite’de, hem kata’da derece yapıyor fakat milli takıma seçileceği zaman o sporcuya kumite veya kata’yı seç deniliyor ve yönlendiriliyorlar. 1979’da İngiliz Frank Brennan 4 kategoride şampiyon olmuştu. Ferdi Kata, ferdi kumite, takım kata, takım kumite. Biz Türkiye olarak maalesef derece yapamamıştık.”

Dünya karatesinden beğendiğiniz veya idolümdür dediğiniz efsane isimleri bizimle paylaşır mısınız ?

‘‘Yoshiharu Osaka, Mikio Yahara ve Masahiko Tanaka senseileri çok beğeniyorum. Kumite’de Yahara ve Tanaka Senseileri, Kata’da ise Osaka Sensei’yi beğeniyorum. Hepsi birbirinden değerli efsane hocalardır.Ama İngiliz Milli takımından Frank Brennan Dünya şampiyonasında Japon Mori Sensei’yi Ura-Mawashi-Geri tekniği ile yenmişti. Kendisini beğenir ve takdir ederim.‘‘

Paris’te yapılacak olan Olimpiyat oyunlarına karate branşını malesef almadılar. Bu konuda görüşlerinizi açıklar mısınız ?

‘Karate’ye ilk önce Japonya ihanet etmiştir. Daha sonrada Fransa’dır. Paris Olimpiyatlarında karate lehine bu 2 ülkenin oy vermediği söyleniyor. Kay kay ve bir de dans türünü olimpiyatlara sokmaya çalışıyorlar. Bu spor ile ilğili Olimpiyat oyunları dans ile mi ilgilidir? Komik olaylar bunlar.‘‘

70’li, 80’li yıllarda spor salonlarımız neredeyse hınca hınç doluydu. Günümüzde ise talebelerin gittikce azalması ve bazı  salon sahiplerinin kira, elektrik ile su giderlerini ödemekte güçlük çekmelerinin nedenini siz nasıl gözlemliyorsunuz ? 

BELEDİYELER ANTRENÖRÜN KARİYERİNE BAKMIYORLAR !.

‘‘Bilindiği üzere avrupa ve dünya şampiyonlarımız özel salonlardan çıkıyor.Fakat belediyeler kolaycılığı tercih ediyorlar. Örnek vereceğim size; İstanbul’da bir Belediye antrenör istiyor. Bizim antrenörlerden biride iş görüşmesine gidiyor. İş görüşmesinde çok komik bir rakam teklif ediliyor. Hatta asgari ücretin yarısı kadar bişey.O antrenörde öyle ünlü ve klas biri değil. O da teklif edilen düşük ücreti red ediyor. Öğrencim olan o belediyenin başkan yardımcısına gittim ve kendisine ‘‘Siz böyle asgari ücretinin yarısı kadar ücret nasıl teklif edip karate branşını belediyenize almaya kalkıyor sunuz ? ‘‘ dedim. Orada bana itiraf ettiler. Koskoca belediye spor branşlarının organizasyonunu bir şirkete ihale ile vermişler.

DÜŞÜK MAAŞI KABUL EDEN BENİM GÖZÜMDE ANTRENÖR DEĞİLDİR 

Şirket tabi ki Devlet’den parasını alıyor.Antrenörün kariyerine bakmıyorlar. En düşük maaşla herhangi bir antrenörü işe alıyorlar. Belediye’de karate branşı var mı ? Var (!) Aslında orada karate yok.  O düşük maaşı kabul eden benim gözümde antrenör değildir. Aslında orada gençleri yakıyorlar.Oradan derece alan sporcu çıkarmı ? Çıkmaz tabi.Hiç bir belediyeden şimdiye kadar bir klas antrenöre, ‘‘Gel sen bizim belediye’nin antrenörlüğünü yap‘‘ diye bişey duymadım. Onlar mağdur antrenör bulmaya ve ikna etmeye çalışıyorlar. Şampiyonlar belediye’de yetişmiyor.Ama kolayını bulmuşlar. Özel salonda yetişen başarılı sporcuyu belediye’ye belirli bir ücret karşılığı transfer ediyorlar.O başarılı sporcuyuda yetiştiren antrenörde tabakda sporcusunu 3 kuruş için belediye’ye sunuyor. Özel salon varmış,yokmuş devletin umurunda değil. Özel tesisleri devlet fabrika gibi görmelidir.Buradan ürün çıkar gözüyle bakması lazım. Birer birer salonlar kapanıyor. Her ilçede belediyenin bir tane salonu var. Bu antrenörleri nasıl istihdam edeceksiniz? Belediyelerin amacı madalyadır. Diğer belediyelere mesaj olarak benim belediyemin şu kadar sporcusu şu şampiyonada şu kadar derece yaptı.Böyle oluncada antrenörleri madalya’ya doğru itiyorlar. Eğitim, bilgi ve beceriye ile ilgilenmiyorlar. Böyle oluncada kalite düşüyor.‘‘

Avrupa ve dünya şampiyonu yetiştirmiş dojo antrenörlerinede devlet tarafında herhangi bir ödül veriliyor mu?

‘‘Bir gün şampiyon olan milli takımımız ile zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül bizi Cumhurbaşkanlığı sarayında kabulü sırasında kendisine‚ ‘‘Bir güreşçi şampiyon olduğunda 100 bin, karate olimpik olmadığı için 20 bin TL. ödül alıyor.‘‘  diye sorunumuzu kendisine ilettik. Cumhurbaşkanı Sayın Gül de, ‘‘Sizlerin şampiyonalarına kaç Ülke katılıyor? ‘‘şeklinde bize soru yöneltti. Karate’de 140 Ülke, Güreş’te ise sadece 30 Ülke olduğunu belirttik. Kendisi tam tersini bekliyordu. Danışmanlarına dönerek hemen bu konuyu araştırın şeklinde talimat vermişti.‘‘

Son olarak DOJOSPOR okuyucularına ve karate camiamıza neler söylemek istersiniz ?

‘‘Kime oy vereceklerse versinler. Karatenin menfatlarını düşünerek oy versinler. Kendi menfaatleri için değil. O oylar TKF’ye hizmet etme noktasında yararlı olsun. Bana federasyon ne veriyor ? Şeklinde düşünülmemelidir. Türk karatesini ileriye taşıyacağına inandığı adaya oy versinler.‘‘ ifadelerini kullanarak sözlerini noktaladı.‘‘

      

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı