RÖPORTAJ

Almanya’nın Saarbrücken kentinde düzenlenen seminerin mimarı olan Sensei Ahmet Sönmez‘in evinde başta Türkiye Milli takımlar teknik direktörlüğü, aynı zamanda Suudi Arabistan ve Ürdün Milli takımlar Başantrenörlüğü yapmış olan Sensei Atilla Çeliktürk, bu arada belirtmek isterim sensei Çeliktürk ile yaklaşık 45 yıl sonra yüz yüze ilk kez tanışmamız ve söyleşimiz gerçekleşti,37 yıl önce Sensei Handan Orman ile Ochi sensei’nin İstanbul seminerinde aynı havayı solumamıza rağmen kendisi ile ancak geçen yıl tanışma fırsatım olduğu gibi.Karate-do camiası bir aile gibidir,hayat sürprizler ile doludur,bir bakıyorsunuz yıllar sonra yollarımız karate sayesinde bir yerlerde kesişiyor.

Eski milli sporcumuz Sensei Rıdvan Gümüş,Almanya’da bize ev sahipliği yapan JKA’nın önemli ismi Sensei Ahmet Sönmez ile eski milli sporcumuz, Akdeniz oyunları ve Avrupa şampiyonumuz Ahmet Çakır ile kapalı kapılar ardında neler konuştuk ?

Birbirlerinden değerli Türk karatesinin duayenleri kısa ve öz sorularımı tek tek içtenlikle cevapladılar, fakat Sensei Çeliktürk ise neredeyse Türk karate tarihine ışık tutacak uzun uzadıya ilginç görüşlerini ve tavsiyelerini detaylı bir şekilde içtenlikle bana anlattı.

İşte ses kayıt cihazıma kapalı kapılar ardında yaklaşık 3 saat konuşulan doneler !..

 

Karate-do’nun yaşamınızdaki rolü nedir ?

Artıları ve eksileri nedir ?

Yeniden dünya’ya gelseniz karate-do yaparmıydınız ?

 

TKF Eski milli takım teknik direktörü Sensei Atilla Çeliktürk:

‘‘ 15-16 yaşlarımda karate sporuna başladım.Karate-do yaşam biçimimiz ve felsefemizdir.

Daha önce Judo çalışmıştım.70 yılında karate sporuna Hakkı hocanın salonunda başladım.

Hem sporcu hem antrenör olarak ayrıca karate Federasyonunda görevlerim dolayısıyla hayat mücadelesi de bunun içinden geçti.

Karate sporu haricinde bir başka spor dalı ile uğraşsaydım sanırım çok daha erken sporu bırakırdım.

Karate benim hayatımı yönlendirdi.Şöyleki;bir ara ticaret ile de uğraştım fakat zamanımın, daha doğrusu hayatımın ağırlığını karate alıyordu.

Yeniden dünyaya gelsem karatenin buğün kü haliyle biraz düşünürdüm.

Fakat eski orjinal karate’yi çok seviyorum.

WKF değilde WUKO karate sistemini yapardım.WKF’nin uyguladıkları sistem elim sende müsabakası oldu‘‘.

KARATE GELENEKSEL BİR SANATTIR !..

Sportif görüntüye dönüştürülen hatta karate elbisesiyle yapılmayan kuşak takılmayan,taytlarla, tişörtlerle yapılan ve ellerinde garip garip materyallerle çalışma yapılan ve antrenörlerin eşofman, ellerinde düdük ile ders verdiği bir spor haline dönüştü.

Oysa karate geleneksel bir sanattır. Biz bu spora başladığımız zaman bir sanat dalı gibi yaptık.

Benim jenarasyonumda bizler ilk olarak görev aldık.

İlk milli sporcular ve antrenörler olduk.Zamanla Türkiye IAKF’den çıkıp WUKO’ya girdiği zaman karate‘de daha hızlı daha uzun ataklar, daha esnek hareketler vardı, fakat WKF’e dönüştüğünde büyük bir teknik çöküşü oldu.

Günümüzde karate 3-4- teknik ile yapılan bir spor haline dönüştü.

Sportif karate halini aldı, böyle olmaması lazım dı.WKF karate’yi sulandırdı, her sene hakem sistemini ve puanlamayı, elbiseyi,koruyucuları değiştirdi.

Değişimin altında ticari zihniyet yatıyor.

Şu an karate federasyonu teknik direktörlüğünden ayrıldım fakat ‚‘DAN‘‘ komisyonunda görev alıyorum ve bu nedenle bir çok şehirlerde ‘‘Dan‘‘derecelerine hazırlık eğitimleri veriyorum.Daha önceleri böyle bir uyğulama yoktu.

Federasyon başlatı bu olayı.Yılda 2 kez ‚‘DAN‘‘ imtihanlarını yapan hocaların seminerini veriyorum ve Dan kurulu ile ortaklaşa hazırlıyorum.

BAZI AVRUPA VE DÜNYA ŞAMPİYONLARI

TEMEL KUMİTE VE KİHON BİLMİYORLAR !..

 

Maksadımız kumite,kihon ve kata’nın yani karate’nin bu 3’ün den teşekkül olduğunu ve karatenin sadece kumite’den veya kata’dan oluşmadığını her seminerde anlatıyorum.

Bazı sporcularımız temel kumiteleri ve kihonları maelesef bilmiyorlar.

Hatta Avrupa ve dünya şampiyonu olmuş bazı sporcularımız bile kata ve kihonları bilmiyorlar.Hatta kumite den dünya şampiyonu olan bazı sporcularımız temel kumite kombinasyonları dahi bilmiyorlar.Dolayısıyla imtihana giriyorlar ve kaybediyorlar.Bilinçlendirme seminerinde diyoruz ki; milli, sporcu olabilirsisiniz,Avrupa ve Dünya şampiyonu olabilirsiniz ama yarın antrenörlüğe karar verdiğiniz zaman bu işi yapamazsınız (!)…

Kihon,Kata bilmiyorsunuz ve sadece kumite biliyorsunuz, Uluslararası şampiyonluklar yaşamış olursunuz ama temeli olmayıncada 22-25 yaşlarında karate’yi bırakır ve yok olur gidersiniz.Yok olup gitmemek için, eğitmen, antrenör olmak için karatenin 3 boyutunun bilinmesi gerekiyor.Ama seminerlerde göre göre artık yavaş yavaş bilinçlenmeye ve düzelmeye başladılar.Eskiden ahbap çavuş ilişkisi vardı.Bu sistemde bunu kaldırmayı hedefledik.

Rahmetli Alev Oral hoca bunu bir sisteme bağladı ve masalara ayırdı, eskiden bir masa olurdu şimdi 5 masa daki görevli eğitmenler puan veriyor,birbirinin verdiği puanlar böylece bilinmiyor ve direk bu verilen puanları Federasyona gönderiyoruz, orada artılar çıkarılıyor ve dolayısıyla puantaj yapılarak karar alınıyor.

Mümkün olduğu kadar imtihanı yapanların birbirinden uzak olarak bulunmalarını doğru buluyorum.

AHMET SÖNMEZ; ‘‘ KARATE BİR OKYANUS GİBİDİR‘‘…

Sensei Ahmet Sönmez ;Ulusarası hakemlik görevim var JKA’da biliyorsunuz.Karate klümün hem başkanı hem de antrenörlüğünü yapıyorum.Yüzma dalında ise İl spor müdürlüğü himayesinde hocalık yapıyorum.Ayrıca rehabilitasyon dersleri ve okullarda ise savunma dersleri veriyorum.Yeniden dünyaya gelsem karate yapardım ama inandığım JKA yolunda devam ederdim,halen de bu sistemi çalışıyorum.Karate sporunda her geçen gün yeni birşeyler öğrendim.Karate bir okyanus gibidir.Karate hocalığımın yanısıra yeri geliyor talebe oluyorum, ben bir karate neferiyim.Karate’ye ömrümü adadım onur duyuyorum bu sporu yapmaktan !..

Avrupa Şampiyonu Ahmet Çakır; Karate sporunu şu sıralar hobi olarak yapıyorum.1983 yılında Sayın Atilla Çeliktürk Sensei’min himayesinde karate’ye başladım ve 8 ay sonra Türkiye şampiyonu oldum.1984 yılında 2.kez Türkiye şampiyonluğunu kazandım.1985’de ise Avrupa şampiyonu oldum.1989 yılında Akdeniz oyunları şampiyonu oldum.

Dünya’ya yine gelsem kesinlikle karate çalışırdım. Karate sayesinde yurt dışına transfer oldum.1988 yılında İstanbul’da Boğaziçi Turnuvasında Alman milli takımı antrenörü Antonio Luici beni Almanya’ya devet etti o yıllar Bundesliga ( Alman Karate Ligi) yarışmalarında .3.oldum ve 1990 senesinde katıldığım Meksika’da yapılan Dünya karate şampiyonasında rakibimden aldığım mawashi Geri tekniği kaburgalarımdan hasar aldım, daha sonra Uluslararası müsabakalar için Türkiye’de kamplara katılmam gerekiyordu, Almanya Türkiye arası gidiş gelişler vs. bir hayli masraf oluyordu, ya sporu yada ekonomik özğürlüğü seçmem gerekiyordu.Bazen insanlar bazı şeylerden vazgeçmek durumunda kalıyor.

SENSEİ GÜMÜŞ; ‘‘BANA CEZA VERİLMESİ İÇİN

HER ORTAMI YARATTILAR‘‘ ..

 

Sensei Rıdvan Gümüş ; Spor klubü işletmecisiyim, bir çok spor dalı mevcut ama karate sporuna şu an fazla katkım bulunmuyor şöyle ki; Yıllar önce Sensei Hakan Alpay ile olan çatışmamızdan dolayı ceza kuruluna verildim,sonucunda ömür boyu ceza aldım.

Hatta o ceza ya hakkım olduğu halde itiraz bile etmedim.

Sisteme ve var olana düzene başkaldırdığım için onları tutmadığım için itiraz etme gereği duymadım.

İtiraz etsem de hiç birşey fark etmeyecekti.Ceza kurulunda ki insanları yurt dışına müsabakalara göndererek bana ceza verilmesi için her türlü ortamı yarattılar.

Karate benim hayatımdan kişisel olarak silinmedi.Karate çalışıyorum, sağolsun Almanya’da Ahmet Sensei’min sayesinde seminerlere ve belirli maçlara katılıyoruz.

Sürekli yurt dışından teklifler alıyoruz,2 kez Sayın Atilla Çeliktürk Senseim ile Brezilya’da seminerler verdik.

KARATE’NİN İLK CEFA ÇEKENLERİYİZ !..

Bir süre önce de Amerika’dan davet aldım ve seminerler verdim.80’li yıllarda Federasyon kurulduktan sonra ilk cefa çekenleri ve hamallarıyız.

Tabiki bir çok kez milli oldum, hatta en çok milli olan sporculardan biriyim, bir çok Türkiye şampiyonlukları yaşadım,Uluslararası derecelerim oldu.

Ama bu gibi şeyler Türkiye‘de pek kaale alına birşey değil.

Yalakaların, çıkar sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket eden bazı insanların topluluğu haline gelmiştir.

İyi insanlar istisnadır bu gibi insanlar bir yerlere gelemiyorlar ayrıca şanslarıda yoktur.

Bu gibi insanların kurullarda, Federasyonlarda bir yerelere gelebilmesinin şansı yok.

Bir yerlere gelebilmek için az evvel dediğim gibi ya yalaka olacaksınız veya siyasi gücünüz olacaktır.

BİR YERE GELEBİLMENİZ İÇİN YALAKA OLACAKSINIZ !..

Eğer iktidara yakınsanız ve karşı değilseniz mutlaka bir şekilde bir yerlere gelirsiniz, size müspet olanaklar sağlarlar ve mutlak bir şekilde tatmin edici boyutlara getirirler,baktığınızda siyaset tarihinde son 20 sene içinde kimlerin nerelere geldiğini bariz bir şekilde görürsünüz.

Yeniden dünya ya gelsem tabii ki karate yapardım, karate bana zarar vermedi, ben zararı karate yapan bazı insanlardan gördüm.Karate bana bilakis çok şeyler kazandırdı.

Günümüzde Türk karatesi çok başarılı gözüküyorsa da salonlara bir göz attığınızda ve sayısına baktığınızda ne kadar başarılı (!) olduğunu görürsünüz..

Sportif ve geleneksel karate’yi bireysel olarak kıyaslar mısınız ?

Sensei Çeliktürk; Karatenin orjinaline sadık kalınarak yapılırsa karate çok güzeldir. Sportif karate adı altında karate, karate olmaktan çıktı. Bedensel bir takım hareketlere ve yarışmalara dönüştü.

Karatenin bir yumruğunun sıkılışı,bir hedefe doğru şiddetle vuruluşu,kontrol edilişi,bunlar karatenin özündeki güzelliklerdi. Zamanla öyle bir deformasyona uğradıki; mesela o şiddetli vuruşlar durduruldu.

Hatta biliyorsunuz, bir karateka karın kaslarını kontrol etmek ve rakibin yüzünede darbeyi kotrollü olarak vurmak durumundaydı. Günümüzde baktığımızda karnına ve göğsüne koruyucu takılıyor.

SENSEİ ÇELİKTÜRK; ‘‘KARATE’Yİ SULANDIRDILAR‘‘..

Elinde,dizinde ve ayağında koruyucu (!) dişliğe biz söz söylemiyorum.

Eldiven ve dişlik haricinde bütün materyaller karatenin bütün orjinalliğini bozdu.

Ayrıca sportif karate yapacağız ve kondüsyonunu yükselteceğiz diye içine biraz karate ve geri kalan hepsine kondüsyon çalışması yaptılar.Böylece içinde karate olan bedensel hareketlere dönüştü.

Halbuki özünde karate olacaktı,kondüsyon için bedensel hareketler olmalıydı.Yani karatenin özünden saptırıldı.

Shobu İppon sisteminde dikkat ve odaklanma çok önemliydi.Bir anda patlayıcı hareketle odaklanıp nokta atışı yapmak gerekiyordu.

Şimdi WKF sisteminde 8 puana çıkınca esnemeye başladı.Eskiden yarım puandı,daha sonra 3 puana çıkarıldı.Karate sadece wazaari ve ippon dan teşekkül eden bir karate sanatıdır.

Şimdi Yuko’lar çıktı, ippon deyip sanbon puan vermek ne demek ?

Bunun mantığını ben anlamıyorum.İppon tam puan olması gerekiyor.

Tabelaya baktığınızda 3 puan yazılıyor.Bunun neresi mantıklı ?

Wazaari yarım puan anlamına geliyor ama bir puan anlamına geliyor (!)…

Nasıl bir uyğulama mantığı var anlamıyorum.

Karateyi sulandırmanın anlamı nedir ?

JAPONLAR KARATE’YE İHANET ETTİLER !..

Karateyi sportif yapacağız diye karatenin özünden sapmalar niye ?

1988 yılında Taekwondo olimpiyatlara kabul edildi oysa karate sporunu Japonların ihanetinden ötürü halen karate olimpik spor değil.İhanet şu; Japonya da Olimpik komite oylamada Japonya hakkını karate den yana kullanmadı.

Koreliler Taekwondo‘yu korudular ve Olimpik spor olmasını sağladılar.

Daha ileri gittiğimizde karatenin kuruluşunu, temelini oluşturan Japon karate birliği (JKA) mahkemelik olması bir ara kapanması, bir kaç üstad hariç JKA’dan ayrılıp başka organizasyonlar kurarak dağılması karatenin kalbini durdurdu.

Eğer JKA’yı durdurmamış olsalardı karatenin kalbi durdurulmamış olacaktı.

WKF denilen Federasyon 140 Ülkeyi topluyorsa JKA’nın ve Japon Karate Federasyonunun hataları ve yanlışlarından dolayı olmuştur.Bence karate’ye ihanet ettiler.

Sensei Sönmez ; Geleneksel karateyi sokak kavgasına benzetiyorum rakibi tek vuruşda safdışı edilmesi gibi,sportif karateyi şahsen elimde sende oyunu olarak görüyorum.

Ben onların karatesini sevmiyorum, onlarda benim yaptığım karate’yi sevmiyor. (Gülüşmeler)

S.Çakır.Temel eğitim olarak geleneksel karate‘yi her sporcunun bence yapması gerekir.

Geleneksel karateyi yapan ve bilen bir kişi karatenin her türlüsünü yapar. Şahsi görüşüm budur.

Sensei Gümüş: Geleneksel karate özünde bedene bir şeyler verebilme ve alabilme sanatıdır.

Sportif karate bir ticarettir.

Ellik,dizlik ve diğer materialler satıyorsunuz bu bir ticari karatedir.

Bizim zamanımızda çıplak elle yaptığımız karate en azından kendi bedenimizi koruyacak bilğiye sahiptik.

SENSEİ GÜMÜŞ ‚‘‘ SPORTİF KARATE TİCARETTEN İBARETTİR!..

Günümüzde maça çıktığınızda kask, ellik, dizlik vs. var. Antrenmanlarda karategi giymekde kalmadı gibi bişey,maçlarda da kerhen giydiriyorlar.

Belkide yakın bir gelecekte tayt,tişört ve eşortman ile maça çıkartacaklar !..

Karatenin geleneksel bir yapısı vardır.Bazı kurumlar salonlarında karate elbisesi giyilmesini istemiyormuş, o zaman itiraz etsin veya başka bir alternatif bulunsun, kabul ediliyorsa demek ki ticaret yapıyorsunuz.80’li ve hatta 90’lı yıllarda müsabakalarda karateyi bilmeyen insanlar bile puan aldığınızı hissedebiliyordu.

Oysa ki şimdi müsabakalarda nasıl ve hangi teknikten ve hangi puandan şampiyon olduğunu malesef bilmiyor.

Bundan yaklaşık 3 yıl önce veteranlar müsabakasına katıldım,hakem bana 3 defa puan verdi ama niye bu 3 puanı nasıl aldığımı bilmiyorum.Ne kizami, ne Mawashi Geri uyğulamadım ve nasıl bu puanları aldım gerçekten bilmiyorum. (Gülüşmeler)

Günümüzde baktığımızda genellikler 3-4 teknik kullanılıyor.Özellikle Kizami Tsuki,Mawashi Geri,Gyaku Tsuki ve son zamanlarda neredeyse moda olan Ura Mawashi Geri kullanılıyor.Karate-do 3-5 teknikten ibaret değildir.Sizce neden diğer teknikler müsabakalarda kullanılmıyor ?

Sensei Çeliktürk ; Japon karatesi bu konuda güzel bir önlem almış,Kihon İppon Kumite müsabakaları koymuş.Bu müsabakalarda Age Uke’de,Gedan-Barai’de var.

Karatenin temel tekniklerini bu Kihon İppon Kumite müsabakalarında yapabiliyorsunuz. Kihon İppon Kumite ve Ju-İppon kumitelerle yetişen bir sporcunun kumitesinin temeli sağlam olur.

HAYATINDA KARATE YAPMAYAN

İNSANLAR HAKEM OLDU !..

Karatenin temeli yapılmadığı için 20’li yaşlarda sporcular sporu bırakıyor. .Bir örnek vermek istiyorum, Sensei Tanaka 44 yaşına kadar aktif bir sporcu gibi döğüştü.

Biraz az evvel dediğim gibi çok genç yaşlarda karateyi bırakıyorlar.

Sebebi alt yapının olmamasıdır.Antrenörlük yapmaya kalkışsa öğreteceği bişey yok !.

Hayatında hiç karate yapmamış insanlar Türkiye’de hakemlik yapıyorsa (Yapılıyorda) o halde karatenin çıraklığın ve ustalığın pek de önemi yok.

Karate’de hakem demek üstad demektir.Bir 3-4 Dan sahibi bu insanların karşısında eğilirdi çünkü onu üstad olarak görürdü.

Bu gibi insanlar antrenörlük kursuna girerek belge alıyor ve spor tesisi açıyor.

Çünkü hakemlik ve Antrenörlük belgesi sahibi (!) Bu karate’ye ihanettir.

Karatenin taa dibinden,çekirdeğinden başlamış hocaların sporcularının puanlarını o karate bilmeyen hakemler veriyor. (!)…

KARATE BİLMEYEN HAKEMİ DÖVERDİM !..

Esasında antrenörlerin isyan etmesi gereken durum budur.Şu an aktif karate antrenörü olsaydım karate yapmamış birisi karşıma hakem olarak koyulsaydı ya bu hakemi döverdim,ya başımı belaya sokardım, yada spor Bakanlığına,Genel Müdürlüğüne çıkardım ve bu işin çözülmesini isterdim.

Ben isyan ederdim ama bir çok antrenörümüz isyan etmiyor çünkü bu hakemlerin oluşmasında bu antrenörlerin parmağı var.Bizim antrenörlerimiz bu kişilikleri kendi Dojo’sundan sokuşturuyorlar.

Hatta bazıları sporcuların, Anneleri,Ablaları,Abileri, seyreden seyirciyi hakem yapıyorlar ve sen bize bayrak kaldıracaksın denilmiş oluyor.

Hayatında karate yapmamış bu gibi kişiler bir milli sporcunun hakkında karar veriyor.

Adını dahi bilmediği kata’nın puanını veriyor (!)..

Sadettin Sensei,sizin gibi karate’den gelme bir basın mensubuna amiyane tabirle yakanızdan tutup n’olur bu olayı dile getirin, bu adamlar,Karate’den,Dojo’dan gelme insanlar değiller,bunlara kahverengi, siyah kuşak verilmiş ve hakem imtihanına sokulmuş ve hakem (!) yapılmış demeleri gerekirdi..

Adam karate bilmediği halde böylece hem hakemlik hem de antrenörlük yapıyor.

Bu nedir demiyorlar ve size şikayette bulunmuyorlar.

Çünkü bu işten memnun olanlar var.Ama bu arada belirtmek isterim halen karate antrenörlüğüne devam edenler var ama o kadar azınlığa düştüler ki; sesleri bile duyulmuyor.Ben şu antrenör olarak talebemi maça sokmam, yada hır çıkarırım.

İstediği kadar bana ceza versinler.Böyle karatenin içinde olmaktansa hiç olmamayı tercih ederim.

Bir insan Hakemlik yapıyorsa HAKİMLİK yapıyor demektir.Aksi halde geldiği dojo‘yu ve onun sporcularını kolluyorsun demektir.

Dünyanın en büyük haksızlığıdır.Bu insanlar evlerine gittiğinde nasıl yastığa başlarını koyuyorlar ?

OY İLE FEDERASYON BAŞKANLIĞI

SİSTEMİ KALDIRILMALIDIR…

Bu nedenle sahipsiz kalan ve karateyi bırakan çocuklarımız var.

Hakem seminerleri istenilen düzeyde değil.Antrenör seminerleri ona keza.

Terfiler yüzünden eğitimden vazgeçilmiştir.Sistem biraz zorlaşsa böylece terfiler de zorlaşır.

Artık Türk spor teşkilatında oy ile Federasyon seçiminin kaldırılması lazımdır.

İki seçenek var önlerinde, örnek barolar birliği başkanını seçen Avukatlar değilmidir ?

Bizde ise bir Karate veya Boks Federasyonu Başkanını kim seçiyor ?

Gazeteciler, Bölge müdürlüğünde görevliler, Genel ve İl müdürlüklerinden vs. seçiyorlar ama karatenin emektarı ve bel kemiği olan antrenörlerin OY HAKKI YOK !..

Oysa Federasyon Başkanını bir atama yoluyla seçebilirler, tabi siyaset işin içine girerse oda yanlıştır.

Adam kulübü hanımının üzerine yapmış, böylece hanımı gidip oy (!) veriyor..

O hanımın karate ile olan bir bağlantısı yok.Böyle oluncada sistem çöküyor, bunun kimse farkında değil.

Belli bir dönem sonrasında karate başkanlığına gelenler siyasi bir şekilde geldiler.

Yetkisiz karate klüpleri sahipleri karatenin kaderini belirlediler.

Her yerden çöküyoruz.

Antrenörlük belgesi aktive olan kişi gelip bir baro başkanını seçer gibi Federasyon başkanını seçmelidir.

Sensei Sönmez ; JKA sisteminde müsabakalarda Mae-Geri,Ushiro-Geri ve diğer temel vuruşlar ve temel blok teknikleridekullanılmaktadır.

Karate sadece Kizami Tsuki,Ura Mawashi-Geri, ve Gyaku Tsuki’den ibaret değildir.

A.Çakır : Ben müsabık olduğum dönemde Türkiye şampiyonalarında her tekniği kullandım.Ama Uluslararası müsabakalarda garanti olsun diye spesyal tekniklerimi kullandım.

Sensei Gümüş : Geleneksel karate de bir çok atak tekniği kullanılıyor.Karate sisteminin yozlaştırıldığından artık yaklaşık 20 maçta ancak düzgün bir tekniği görebiliyoruz.

 

Bazı Karate antrenörleri hakkında sahte diploma olayı ayyuka çıkmıştı, sizce içyüzü nedir ?

Sensei Çeliktürk: Bir antrenör olabilmek için lise diploması şartı var, ama son yıllarda antrenörlerin diplomalarının kontrollerinde lise diplomaları sahte çıkınca antrenörlükleri iptal edildi ve böylece görevlerinden oldular.

Hatta geçersiz diplomaları ile yıllarca antrenörlük yapmış ve devletten maaş ve ödül almış oldular.Milli takım antrenörlüğü, teknik kurul üyeliği yapılmış oldu.

Ama aynı devlet malesef bir Milletvekili için bir lise diploması şartı koymamış.Bu da bir handikaptır.

BİR ANTRENÖRÜN LİSE DİPLOMASI ŞARTI VAR ,

AMA BİR MİLLETVEKİLİNİN YOK !..

 

Bir antrenörle bir milletvekilini kıyasladığımızda biri bir spor salonunu yönetiyor.

Bir diğeri Ülkenin kaderi için meclis de elini kaldırıyor.

Ama bir başka kuralda ise milli sporcu olanlardan lise diploması istenmiyor.

Böylece Lise diploması meselesinden görevinden alınan antrenörlerde müsabakalara girerek millilik vasıtasıyla tekrar antrenörlük belgelerini geriye almış oldular.

Tabi bu olayda bir takım dedikodulara sebebiyet verdi.

JKA’dan yıllar önce bir takım anlaşmazlıklar sonucu ayrılan tanınmış sensei‘ler bir takım organizasyonlar ve özerk Federasyonlar kurdular, tasvip ediyormusunuz ?

Sensei Çeliktürk; Ben TKF’deki milli takımlar teknik direktörlüğü görevimden ayrıldıktan sonra bana Japon hocaların organizasyonlarından temsilcilik teklifleri geldi.

Biz ne istedik ? İlk başlarda Federasyon olalım ve resmiyet kazanalım.

Şimdi tekrar geriye dönüpte bir Japonun müridi olalım dedik.

Bu bence yanlıştır.

Ancak bu gibi organizasyonlar ülkenin alt yapısına ve teknik düzeyine faydası olurdu, elit sporcuların eğitim görüp aldığı bilgileri ülkelerine taşırlar.

Malesef karşımızda doğru dürüst eğitim verecek ve uğraşan organizasyonlar bitti.

Japonya’da bir 8.Dan sahibi tanınmış bir hoca ile sohbetimizde kendisine para karşılığı kuşak ‘‘DAN‘‘ vermenize karşıyım dedim.

PARA KARŞILIĞI ‚‘‘DAN‘‘ VERİLMESİNE VE

TEMSİLCİ/MÜRİT OLUNMASINA KARŞIYIM..

 

Ayrıca Japon hocaya dedim ki; Kurduğunuz derneklerle ve özerk federasyonlarlarla kuşak satarak mürit kazanma devşirme anlamına getirdiler bu organizasyonları…

WKF’de ise eğitim sistemleri yok sadece müsabaka düzenleme Avrupa,Dünya,

K 1 şampiyonaları düzenliyor.

Sadece hakem eğitimi veriyorlar ama teknik heyetlerinden bir ders verdiğini duymadık.

Oysa ki, JKA’yı kuran hocalar Nakayama Sensei’den sonra çeşitli Ülkelere karate misyoneri gibi giderek o ülkelerde karate sporunu yaydılar ve o Ülkelerden Avrupa Dünya şampiyonları çıktı.

Ama bazı özerk Federasyonlardaki ve organizasyonlar kuran hocalar şimdi ‚‘‘ Kim bana mürid olmak ister, al sana Temsilcilik ver parayı al diplomayı,eğitim filan verdikleride yok.

Mesela ben Arap Ülkelerinde teknik direktörlük yaparken bu gibi temsilcilik diplomalardan birisi geldi, imtihana girdi 6.Dan için,baktım ve Federasyona rapor verdim bu sporcu 2.Dan seviyesinde bile değildir.‘‘dedim.Federasyon yetkilileri ‘‘Bana nasıl olur o sporcu şu Japon hocanın temsilcisidir‘‘.dediler.

Bende ‘‘Kusura bakmayın bu Temsilci ne kata, ne de Kihon hakkında sorularıma yeterli yanıt veremedi vede kata çizemedi dedim‘‘.

Bu Japon hocalar kuşak satmışlarsa ve klas antrenörlük diploması vermişlerse, kusura bakmasınlar kendi bindikleri dalı kestiler.Hatta kendi ağacını kestiler.Bir Ünlü Japon hoca (8.Dan) bana ‚‘Malesef doğru söylüyorsun bu Japon hocalar suistimal ediyorlar ve diplomaları para ile satıyorlar‘‘dedi.

70’li yıllardan buğüne DAN derecelerinin ve imtihanların anotomisini anlatırmısınız ?

Sensei Çeliktürk; ‘‘Türkiye’de Karate Federasyonu kurulduğu zaman bir yanlışlığın,hatanın ve bir eksikliğin farkına varanlardan biriyim.Hakkı hoca ile bir antrenör kursu verdik.

Hakkı hoca’ya şöyle dedim.‘‘ Hocam, biz bir yerde hata yapıyoruz, bir adamı önce albay yapıyoruz, daha sonra teğmen’likten imtihan ediyoruz‘‘..

Geleceği gördüm orada ve Hakkı Hoca’ya (Hakkı Koşar) ‚‘‘Hocam biz neden antrenör imtihanı yapıyoruz,bir antrenör olabilmesi için kural olarak Judo ve Taekwondo’dan örnek almamız gerekip ilk önce adamın 1.dan olması gerekirdi ve antrenörlük sınavına girsin daha sonra da antrenörlük yapsın.

Biz önce Dan sınavları yapacağımıza antrenörlük seminerleri ve imtihanları yaptık‘‘dedim.

Rahmetli Ferhat Özsert ve Ahmet Doğaner hocaların ve diğerlerinin talebelerinin 2.3 vs. Dan’ları vardı‘‘.

‘‘DAN‘‘ DERECELERİNİ KABUL ETSEYDİK

BİR FACİA YAŞANACAKTI !..

Zamanın Federasyon Başkanı Rahmetli Cihat Uskan bize ‚‘Bu kişilerin ‚‘Dan’larını kabul etsek bir curcuna hatta facia olacak, en iyisi biz dışarıdan bir Japon hoca getirelim‘‘ dedi.

Hakkı Hoca ile birlikte karar defterine imza attılar.

Almanya teknik direktörü Sensei Hideo Ochi’de karar verildi ve Ochi Sensei, Ahmet Sensei ile birlikte İstanbul’a geldi.

İmtihan günü Sensei Hakkı Koşar Ailesi ile tatile(!) çıktı ve talebelerini de el çektirdi.

Burada bir infial var.İmtihana Kyokoshinkai’den Kenan hoca,ben, Alev, Hakan ve Deniz hoca,Ahmet Doğaner‘in grubundan ise Sıtkı Akarsu katıldı.Benim anlattığım tarihi bir vakadır.

Ochi Sensei’nin imtihanına girecek olan kişiler,bundan sonra Türk karatesini imtihan edecek kişiler idi.

Bu grubun en kıdemlisi ve başkanı olacak kişi Hakkı hoca piramitin tepesi olacaktı ve aşağıya doğru bu saydığım insanlar olacaktı.Fakat Hakkı hoca deashi barai çekince piramit ters döndü.

Ochi sensei’nin karşısına sadece 8 kişi çıktık.TKF Başkanı Uskan‚‘‘İmtihana girmeyenlerin kuşak derecelerini kabul etmiyoruz ve bundan sonra bu kurula imtihan olacaksınız‘‘.dedi.

Hakkı hoca’da bu imtihana girseydi, çatlak sesler çıkmayacaktı.

Bence Hakkı hoca imtihana girseydim ve kaybetseydim,madara olurum şeklinde düşünmüş olabilir.

Halbuki Ochi Sensei’nin gelmesini isteyen ve karar defterine kendiside imza atmıştı.

Rahmetli Başkan Uskan çok aceleci karar verdi,Hakkı hoca ile inatlaşmasından sonra şöyle bir açıklama yapmıştı.‘‘Bundan sonra müsabakalarda kimse siyah kuşak takmayacak,sadece federasyonumuzun kuşakları kabul edilecektir‘‘.

‘‘Başka Federasyonların ve organizasyonların kuşak dereceleri ile diplomaları kabul görmeyecek‘‘. dedi.

Bu açıklama Hakkı hoca’nın ekmeğine yağ sürdü,ve ‚‘‘Bakın sizin kuşaklarınız indirildi‘‘ açıklaması yapıldı ama indirilen bir kuşak olmadı !..

Bu inatlaşmalar olmasaydı bizler bu sıkıntıları çekmemiş olacaktık.

Artık bunlar geride kaldı 6. ve 7.Dan’ların sayısı 110 civarındadır.

Şunu da son olarak belirtmek isterim ben tez yazılarak imtihanlara şahsen karşıyım,8.Dan imtihanımda imtihan kuruluna şöyle dedim ‚‘‘Ben tez yazacak ve sizlerinde okuyacak kapasiteniz yok, ben tatami‘de 26 kata’dan hangisini isterseniz çizeyim ve Bunkai’lerini yapayım,beğenmiyorsanız vermeyin‘‘dedim..

Bana ‚‘‘Estağfurullah hocam,biz sizden kuşak imtihanı oluyoruz.Biz sadece aracılık görevini yapıyoruz.Sistem bu şekilde‘‘dediler.

SENSEİ ÇELİKTÜRK; “BENİ KOBAY

OLARAK KULLANIN” DEDİM!..

Bende ‚‘‘ Bu tez sistemin kaldıralım beni de kobay olarak kullanın,hiç olmazsa arkamdan gelen insanlara örnek olurum, bakın Atilla hoca’da imtihan olduğuna göre kağıt vererek imtihandan vazgeçelim artık,tez yazıyorsanız dahi çıkın tatemi‘ye mesela Kanku-Dai’nin şu bölümlerini yapın ve ne anlama geldiğini anlatın‘‘dedim..

Üniversite seviyesinde tez verdikten sonra icraatıda görülmesi gerekir,eskiden imtihana girecek bir hoca bir başkasına tezini hazırlatıyordu veya kopyalıyordu.

Önerimden sonra değişiklik yapıldı.Tam istediğim standart da olmasada iyiye gidiş var.

Türkiye karate Federasyonu ‚‘DAN‘ konusunda ivme kazanmıştır.

Son olarak bize açıklarmısı nız ? ‚‘‘Türk Karatesinin dünya karate platformunda ki yeri nedir ve sizce Olimpiyatlarda derece yapabilme şansımız var m ?

Sensei Çeliktürk; ‘‘ Madalya olarak Türk karatesinin durumu çok iyi,Olimpiyat oyunlarına katılmamız için ilk önce kota’yı doldurmamız gerekiyor.

Dünya karatesi, olimpiyatlara seçildiği için öncelikle büyükler kategorisini çok önemsiyor.

Bizim Türkler ise çocuklar,yıldızlar,ümitler, gençler ile 21 yaş altına çok önem veriyor ve Avrupa ile dünya şampiyonlarında en çok madalya kazanan Türkiye’dir.

Derecelerimizi bu yaşlarda alıyoruz fakat büyükler kategorisinde handikap var.

Dünya şampiyonasında madalya sayımız düşüyor burada bir sıkıntı var çünkü bu gençlerimizi üniversite‘ye ve iş hayatına yönlendiriyoruz dolayısıyla hedeften kopuyoruz böyle olunca da dünya büyükler kategorisinde bizden daha güçlü hale geliyor.

TURUNCU KUŞAK BİR TALEBEYE ‚

‘‘UNSU‘‘ KATA’SI ÇİZDİRİLİYOR !..  

Olimpik konu ortaya çıkınca batı ve asya ülkeleri işi daha da ciddiye almaya başladılar.

Ben şahsen olimpiyatlardan ziyade Türkiye’nin başarı oranını büyükler kategorisinde görmek isterim.

Eğitim sistemimiz şu anda sıkıntıdadır.Alt yapıya ve eğitim sistemimize çok önem vermiyoruz. Bu nedenle talebeler turnuvalarda ve maçlarda yetişiyor.

Maç tecrübesi ile eğitim çok ayrı faktörlerdir.Talebe doğru yumruk ve tekme atmayı bilmesi lazımdır.

Bazı illerde turuncu kuşak çocukları maça çıkarıyorlar, kahverengi veya siyah kuşak olmayan bir çocuğu müsabakaya çıkarmak çok büyük eksikliktir.

Daha da acısı ise turuncu kuşak bir çocuk ‚‘‘UNSU‘‘ & ‘‘JİON‘‘ katası çiziyor hem de üzerinde kumite elbisesi ile o kadar kötü kata çiziyorlar ki; bunlar doğru şeyler değildir.

Halbuki turuncu kuşak çocuk ancak Sandan’a kadar olan heian kataları çizmelidir.

 

YASAL UYARI:  Dojospor® marka tescillidir. Taklit edilemez. Yazı, resim yada grafiklerden (Facebook sosyal sitesi haricinde) izinsiz alıntı yapılamaz, (Telif Hakkı) Copyright© Dojospor, bir uzakdoğu ve mücadele sanatları web sitesidir.

DOJOSPOR Yönetim kurulu… 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı