RÖPORTAJ

Karate Milli takımı forması altında uluslarası arenada bir çok şampiyonluklar yaşayan ve şu sıralar Amerika’da yaşamını sürdüren eski milli sporcumuz TÜLAY ALBEAR ile ilk kez geniş kapsamlı bir teleröportaj gerçekleştirdik. Spor kariyerinde karate branşında 1989 yılında Macaristan’da yapılan dünya kupasında eski milli sporcularımızdan Haldun Alagaş Altın madalya kazanarak 1.lik kürsüsüne çıkarken Tülay Albear’de Bronz madalya kazanarak Türk karate tarihinde ilk kez madalya kazanan milli sporcular olarak yüzümüzü güldürmüşlerdi. Çeşitli spor branşlarındaki kariyerini farklı bir gözle ve yalın bir dille DOJOSPOR’a anlattı. 

Gelecek nesil için bir iz bırakmanın asıl zafer olduğunu söyledi. Çok çalıştığını ancak bir Dünya şampiyonası seçmelerinde bu hakkının elinden alındığını savundu. ‘‘Gururum incinmişti.Bunun üzerine Karate’yi uzun bir süre yapmadım.Başka sporlara yöneldim.Fitness çalışmalarımın sonrası Türkiye şampiyonu oldum.Daha sonra Fransa’da yapılan Avrupa Fitness şampiyonasından gümüş madalya kazanarak 2.lik kürsüsüne çıkmayı başardım.Daha sonra Body-Bulding ve Aerobik branşlarında Türkiye Şampiyonlukları yaşadım.‘‘ifadelerini kullandı. Spor kariyerinde birçok ilki başaran eski milli sporcumuz Tülay Albear, koronavirüsün etkilerinden olimpiyatların ertelenmesine, geri dönüş sürecinin nasıl geçeceğinden birçok konuyu şöyle değerlendirdi.

KATA BİR YERE KADAR AMA BU ŞEKİLDE KUMİTE ÖLÜR !..

‘‘Koranavirus pandemisi dolayısıyla bence dünyanın hiç bir ülkesi güvenli değil, fakat Florida biraz sakin New York’a nazaran durumumuz çok iyi ve sakin geçiyor.Eşim Gustavo Sensei kalp ameliyatı geçirdiği için çok dikkat ediyorum ve kendisini riske atmak istemiyorum.Bütün dünya anlaşmış gibi Koronavirus kontrole alınmıştır açıklaması yapılıyor.Ben şuna hayret ediyorum. Devlet‘ler ayakta kalmak zorunda.Şu manteliteyle hareket ediyorlar.Hiç bir devlet yaşlıları sevmiyor hocam, genelde yaşlıları devlete bir külfet olarak görüyorlar.Biz de genç değiliz artık.Genç nüfusa daha çok önem veriyorlar çünkü devletler ayakta kalmak zorundadır.İnanılmaz bir ekonomik savaş var.‘‘

Dünya genelinde de bir çok sporcu çalışmalarını evden yürütüyor, ancak imkansızlıklardan şikayetçi.Sizin pencerenizden baktığınızda nasıl gözlemliyorsunuz?

‘‘Tabiiki bu antrenmanlar yeterli olmaz.Uzakdoğu mücadele sanatı sporcuları ne kadar bireysel olsa da grup çalışması gerekiyor.Hadi kata bir yere kadar ama bu şekilde kumite ölür.İnsanlar ne kadar evlerinde online çalışsalarda Dojo çalışmasındaki havayı yakalayamazlar.Ben mesela buradan Türkiye’deki sporcu arkadaşlarıma yardımcı olmaya çalışıyorum fakat kameraya bakıp her hangi bir teknik gösterdikten sonra tamam mı çocuklar demek zorun da kalıyorum.Kameradan uzaklaşınca bana ‚‘Özür dileriz sizi duyamıyoruz hocam‘‘ diyorlar.Bazen de çok komik şeyler yaşıyoruz.Bir teknik hakkında bişey anlatınca çocuklar öylesine bakıyorlar bana, çünkü ses yaklaşık 10 saniye sonra karşı tarafa gidiyor.Yani sıkıntılı bir durum.‘‘

Rotanızı Amerika’a çevirdiniz ve oraya yerleşmeyi tercih etmenizin altında yatan sebepler nedir?

‘‘Türkiye’yi çok seviyorum.Hatta eşim de artık kendini Türk hissetmeye başlamıştı.Orada çok güzel dostluklar edindi.Çok güzelde karate çalışmalarına start vermiştik.Hatta Balkan şampiyonları talebeler yetiştirdik.Uluslararası Antalya Üniversitesinde eşim biliyorsunuz siyasi bilimler Profösörüdür.Velhasıl orada eğitime başladı.Herşey çok iyi gidiyordu.Kontrat yapıldı.Çok iyi de zam da alınmıştı. Bir daha görebilmeyiz belki düşüncesiyle 93 yaşında olan Babasını Amerika’ya kısa süreli ziyarete geldik. Bu arada eşime Antalya’daki görevli olduğu Üniversiteden Mail geldi.Gerekçe olarak 15 Temmuz’dan darbeden önce işe başladığınızdan dolayı YÖK kararı ile işinize son verildiği belirtildi.Türkiye genelinde 321 yabancı uyruklu akademisyenin işine son verildi ama 15 Temmuz darbesinden sonra işe girenler işlerine devam ettirildiler.Bunlar Suriye,İran,Irak ve diğer doğu bölgelerinden ve Azerbaycan’dan gelenler işlerine devam ettiler fakat Amerikan,Alman,İngiliz vs. vatandaşlarının işlerine son verildi. Hem de bir gecede (!) tabii ki eşim bu olaya çok sinirlendi.İlk defa eşimin gözlerinin dolduğunu gördüm. Evlendiğimizde halbuki eşim bana ‚‘‘Tülay Türkiye’de mi veya Amerika’da mı yaşamak istersin ? diye tercihimi sormuştu.‘‘Benim kökenim Türk ne işim var benim Amerika’da ? Antalya’da dojomuz da var işlerimizde iyi gidiyor,burada yaşayalım‘‘dedim.Eşim tercihimi saygıyla karşıladı, ayrıca kendisi bir Türkiye aşığıdır.Bu yaşanan olumsuzluklar neticesinde eşim bana ‚‘Tülay Türkiye’yi terk ediyoruz ve buraya yerleşiyoruz, ne zaman ki bu yönetim gider ve olaylar düzelir o zaman vatanımıza döneriz‘‘ dedi. Düşünebiliyormusunuz ? ‘‘VATANIM‘‘ diyor.

Bu yaz Anavatanımıza tatile gelerek Amerikan vatandaşlığını almadan önce, son kez Türkish Open şampiyonasına katılmak istiyordum fakat bu Korona pandemisi nedeniyle vazgeçmek zorunda kaldık.‘‘

Karate branşı ilk kez Olimpiyat oyunlarına dahil edildi fakat pandemi nedeniyle 1 yıl ertelenmesi sizce ne gibi olumlu veya olumsuz etkileri olabilir ?

‘‘ Karate biliyorsunuz ilk kez olimpiyat oyunlarına katılacaktı.Bütün dünya karatesinde büyük bir heyecan vardı.Olimpiyatlar olmadan önce bir çok elit sporcular karate’yi terk etmişti. Kimisi başka branşlara kaydılar.Müsabıklığı bıraktılar.Hatta sırf olimpiyatlara katılabilmek için Taekwondo yapanlar bile oldu. Bu arada bizim Türk karatesi aldı başını yürüdü.Dünya listelerinin sırabaşına geldi.Elit sporcular yetişmeye başladı.Daha önce bir veli çocuğunu spor okuluna kaydettirirken olimpik spor olmadığını öğrenince vazgeçerek bir başka olimpik spor branşına mesela Taekwondo’ya veya başka spor branşlarına yazdırıyordu.‘‘

ONLINE KATA YARIŞMASINI İZLERKEN AĞLADIM !..

‘‘Elit tabaka da alttan geliyor ama o heyecanda gitti.Sporcular evlerine kapandılar.Online kata yarışmasını izledim ve resmen ağladım çünkü ev dar olabiliyor, imkan yok.Yinede Olimpiyat da madalya şansımızın olduğuna inanıyorum.Önümüzdeki seneye kadar çok çalışılmalı ama önümüzdeki yılda ertelenirse durum vahim olur.Mesela Serap Özçelik dünya tatlısı ve çok başarılı bir sporcu, ayrıca evli,antrenman yapsa bile kısıtlı olacak, bu halde nasıl başaracak ? Katacılar bir nebze şanslı fakat kumitecilerin işi zor antrenmanda canlı hedef olması lazım,açıkcası paniklenmiş durumdalar.‘‘

Özellikle Karate’de bir hayli büyük başarılara imza attınız ona keza diğer spor branşlarında da başarılarınıza tanık oldum.Spor serüveninizi anlatırmısınız?

‘‘Ben Rahmetli Ferhat Özsert hocamın himayesinde Kyokoshin çalışmak için Avcılar’dan Mecidiyeköy‘e gidene kadar 3 vasıta değiştiriyordum.Kışın ellerim donuyordu o zor şartlarda haftada 4 gün antrenmana gidiyordum.Bir gün bana o yıllar Federasyonda görevli olan Kenan Aydın hocam bana;‘‘ Sen iyi bir müsabıksın, Shotokan çalışırsan milli takıma girme şansın olur‘‘dedi.Bu arada Ferhat hocamız da ortağı ile anlaşamayınca Dojo’dan ayrıldı.Bunun üzerine bizlerde gidemedik.Daha sonra bir buçuk yıl Taekwondo çalıştım,ayaklarımda epey açılmıştı hatta kuşaklarımıda aldım ama bir türlü nedense Taekwondo’ya ısınamadım. Kalbimde karate daha ağır basıyordu. Bu arada Rahmetli Muzaffer Ocak Avcılar’da ders veriyordu, böylece Shotokan karate’ye başlamış oldum.Kendisi bana bir Baba,Ağabey gibi kol kanat gerdi,çok yardımcı oldu.Onun öğrencisiyken milli takıma girdim hatta Dünya 3.sü oldum.‘‘

HALDUN ALAĞAŞ VE İLE BİRLİKTE TÜRK KARATE TARİHİNDE İLK KEZ DÜNYA KARATE ŞAMPİYONASINDA MADALYA KAZANDIK !..

‘‘Haldun Alagaş ilk dünya şampiyonluğunu bende ilk Dünya 3.lüğünü Ülkemize kazandırdık.

Türk karate tarihinde böylece ilkleri başarmış olduk.Hatta bir ara çaktırmadan yanıma gelen Kenan Aydın hocam, bana ‚‘Kızım ben sana Shotokancı mı ol dedim‘‘ diye takılmıştı.

Bende kendisine ‚‘‘Ferhat hocam gitti, siz de dahilsiniz bundan sonra Kyokoshin artık çalışmam‘‘Dedim.Benim bir lakabımda ‚‘DELİ TÜLAY’dır‘‘ lafımı esirgemem ve lap diye söylerim. (Gülüşmeler) Mesela ben bir ara TKF Başkanı Esat Delihasan‘ın yüzüne bile diğer adayı destekliyorum diyede söylemişimdir. O bakımdan bazı kesimler beni sevmezler, çok da umurumda da değil hocam yani..

Muzaffer hocam dojo değiştirdikten sonra sürekli temel teknikler göstermeye başlamıştı.

Bende hocamı beğenmemeye başladım.Kendimce saygısızlık yaptığımı düşünüyorum ama milli takım kampında daha bir başka dinamizm ile çalışıyorduk.Fakat dojo‘muzda yaklaşık 2 saate yakın temel teknikler ve kihon çalışıyorduk ama son 5 dakika oda belki; Kumite çalışıyorduk.Gerilemeye başlamıştım.Avrupa şampiyonası seçmelerini kazandım ama doğruyu söylemek gerekirse kötüydüm.Bu arada ben Kocamustafapaşa’da Hakan hocamın yanında çalışmaya başladım.Ama bana ‚‘‘Önce eski hocandan izin al‘‘ demişti.Muzaffer hocamdan kötü ayrılmadım.Benimde hedeflerim vardı.Antrenmanlar yetersiz dedim.Kendisi bana ‚‘Sen bilirsin‘‘ demekle yetindi.

Türkiye’de Wado-Ryu ve Kyokoshinkai vardı ama genelde büyük çoğunluk Shotokan karate çalışıyordu.Bu arada izniniz ile unutamadığım önemli bir anımı paylaşmak istiyorum.‘‘

VİDEODAN ÖĞRENDİĞİM KATA İLE TÜRKİYE ŞAMPİYONU OLDUM !..

‘‘Avusturya’da Avrupa şampiyonasında Kata yarışmasında ilk kez bir sporcunun Goju-Ryu katası ile yarıştığını gördüm.Çok etkilenmiştim.O zamanlar VHS video kasetleri vardı,Goju-Ryu kataları içeren videoyu aldım.Hatta param çıkışmamıştı.Rıdvan Gümüş Hocamdan borç almıştım. (Gülüşmeler) Türkiye’de o yıllar Betamak kasetler vardı ama VHS yoktu.Ablamdan borç alarak video aldım ve evde defalarca bu VHS kasetini izleyerek Seipai katasını öğrendim.Türkiye şampiyonası düzenlenmişti.

Hakan hocama ‚‘Kumite ve Kata yarışmasına katılabilirmiyim ?‘‘dedim.Kendisi bana ‘‘Katılabilirsin‘‘ dedi.Çok mutlu olmuştum.Kata yarışmasına girdim finalde Seipai katasını çiziyordum.Orta hakem Rahmetli Oktay Ergenç’di.Tribünler tıklım tıklım ve çıt yok.Kimse Goju-Ryu katasını bilmiyor.Goju-Ryu katası çiziyorum ve hakemlerin hepsi Shotokancı.

Katamı çizdikten sonra Oktay hoca diğer hakemleri yanına çağırdı şaşkın bakışlar arasında banada bu kata’da 4’mü 5’mi Kiai var ? diye sordu.Hocam 5 dedim.Geç yerine dedi ve ben o Goju-Ryu katası ile Türkiye şampiyonu olmuştum.

Bu da Türk karate tarihinde bir ilktir. Böylece milli takımı kata dalında temsil etmeye hak kazanmıştım.Edirne’de kampa girdik orada bir ay boyunca ‚‘‘Gojushiho Sho‘‘ çalıştık.

Avusturya’da şampiyonada ilk tura çıkacağız, köşede ısınıyoruz,Doğan Kılıç hoca yanımıza geldi.‘‘Kızlar EMPİ Katasını çizeceksiniz‘‘ dedi.Halbuki EMPİ çalışmamıştık. ‚‘Ne diyorsam onu yapın, rakiplere baktım kötüler, finalde Gojushiho Sho çizersiniz‘‘dedi.Neyse tatemiye çıktık EMPİ katasını çizerken Aynur bir tarafa ben bir tarafa gittik (Gülüşmeler) böylecede ilk turda elenmiş olduk.Böyle komik anlarımda oldu.‘‘

Karate haricinde başka spor dallarında çalışmalarınız olduğunu anımsıyorum. Açıklık getirir misiniz ?

AVRUPA FİTNESS ŞAMPİYONASINDAN GÜMÜŞ

MADALYA KAZANMAYI BAŞARDIM !.

‘‘Zannederim 1992 yılıydı o aralar ben karate’ye küstüm (!) Çünkü harbiden benim hakkım yenilmeye başlanmıştı.Sürekli kesiyorlardı beni.Dobra dobra söylüyorum.Dünya Şampiyonası seçmelerinde Canan Tabaklar karşısında beni apaçık harcadılar.Böyle oluncada uzun bir süre ne kata ne kumite müsabakalarına katılmadım.Dojo,Dojo gezmeye başladım o aralar.Sami Akın’dan 40 bin TL.‘ye dojoyu satın aldım.O zamanlar o memlağ iyi bir paraydı. Güzel bir dekore yaptım.Karate çalıştırmaya başladım.Rahmetli Osman Betin’de Kick-Boks çalıştırıyordu. O semt bir hayli tehlikeliydi.Mafya türü esrarengiz tipler gelmeye başladı, dojoda sigara içenler bile oldu.Saldırılar yaşadık bunun üzerine salonu yine Sami Akın’a devrettik.Karen isimli hocadan Step ve Aerobik dersleri almaya başladım.Aerobik Federasyonundan da diplomamı aldım.Daha sonra Fitness çalışmalarına başladım.1996 yılında Fitnes dalında Türkiye şampiyonu oldum,ertesi yıl 1997’de Fransa’da yapılan Avrupa Fitnes şampiyonasında 2.olmayı başardım.Orada derece yapmam büyük sürpriz oldu.Daha sonra Body Boulding çalışmalarına da ağırlık verdim.Bu branşda da Türkiye şampiyonluğunuda yaşadım.1998’de Aerobik branşında çiftlerde Türkiye şampiyonluğunu elde ettim.‘‘

AYLIK KAZANCIM 22 BİN DOLARA ÇIKMIŞTI !..

‘‘1997’de Polat Ronesans hotel’de yüksek maaş ile Dolar bazından bir genel müdür kadar maaş ile ders vermeye başladım.Ünlü işadamı Rahmi Koç’da benim himayemde çalışmaya başladı.Rahmi bey’in benim ile çalıştığını duyan bana gelmeye başladı.Bunu duyan diğer ünlü işadamları gelmeye başladı.Bunlar arasında ünlü işadamı Ahmet Zorlu’ya,mankenlere,yüksek sosyeteye de özel dersler vermeye başladım.Kazancım ayda 22 bin dolara çıkmıştı.Karateyi bu ara boşlamıştım..Bu arada daireler ve işyerleri aldım fakat rahmetli Osman Betin sayesinde bir süre sonra bütün işyerlerim battı.Hacizler gelmeye başladı, yani vesselam sıfırı tükettik.O çeşme her zaman akıcak zannettim.Bir ünlü kuyumcu arkadaşım bana ‚‘Çeşme akarken küpünü doldur,her zaman bu şansı yakalayamazsın‘‘ demişti.

Şimdi kendisine yerden göğe kadar hak veriyorum.Geçimimi temin etmek için yinede özel derslerime devam ediyordum.İşadamlarına özel dersler vermek için ve işime geç kalmamak adına gece 4.de yola çıkıyordum. O adamlarında toplantıları vs. var.Geç kalma lüksünüz yok.İstanbul’un trafiği malumunuz.Stresse giriyordum.Bir gün yine derse yetişmek için İstanbul’un çilekeş trafiğine takıldım.Dur, kalk delirmek üzereydim. Çok fena bunaldım ve Arabayı yol kenarına aldım ve el frenini çektim,bir sigara yaktım.

Annem Antalya’da yaşıyordu bana zaten hasretti.Kendisine telefon açtım ve ‘‘Anne ben İstanbul’u terkediyorum, Antalya’ya yerleşeceğim‘‘.dedim.Annem zaten dünden razıydı.

Bir hafta içinde İstanbul’u terk ettim.Annemde bir hafta içinde bana orada bir ev bulmuştu, çevreside genişti, bir müdür ile tanıştırdı ve böylece bir tesiste fitness dersleri vermeye başladım.Dersten sonra karate çalışmamı gören müdür yanıma geldi ve bana ‚‘‘Neden burada karate dersleri vermiyorsun ?‘‘ Dedi. Böylece Polis gücü okulunda uzun bir aradan sonra karate dersleri vermeye başladım.Karate’ye dönüşüm muhteşem oldu.En kısa zamanda 185 talebem oldu.O arada terörle mücadelede çevik kuvvetler mensuplarına dersler vermeye başladım.‘‘

Sizin pencerenizden baktığınızda Karate-do’yu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

‘‘Karate bir hayatın kendisidir. Kumite’de 2 dakikada mücadele verdiğinizde aynı şekilde hayatınız ilede mücadele ediyorsunuz.Rakibinizi sıkıştırıyorsunuz, ona göre teknik uyguluyorsunuz.Ataklarına karşı blok yapma durumundasınız. Benim için sporların en güzelidir. Ben eşimi tanıdıktan sonra karate’nin geleneksel tarafını öğrenmeye başladım. Böylece karate’ye farklı bakmaya başladım.

Her zaman geleneksel karate’yi tercih ederim.Geleneksel karate’de sportif karate’yi yakalayabiliyorsunuz.Ama sportif karate yapan geleneksel karate’yi yapamaz.Günümüzde daha sarı kemerdeyken ellerine eldiven takılıyor.Turnuvalara hazırlanıyor.Eldiveni çıkarttığında bakıyorsunuz yumruk sıkmayı bilmiyor.Hayatında makiwara çalışmamışki hocam.Elit sporcuların müsabakalarına dikkatli bakıldığında ellerin sıkılmadığını görürsünüz.Bu adamlar yarın öbür gün antrenör olacaklar ne verecekler sporcularına ? Müsabakalarda en fazla 5 teknik kullanılıyor.Bu yüzden dojolarda karate bitti.Belediyelerin himayesinde karate çalışılıyor tabii bedava olduğu için millet gidiyor.Bunların içinden belki 5 tane devam eden sporcu çıkıyor, çünkü hoca birşeyler veremiyor.Yaptığı tekniğin isimlerini bilmeyenler bile var.‘‘

Sizin bakış açınız nedir DAN konusuna ?

‘‘2014’de 4.Dan oldum.Benim için DAN’ın hiç önemi yoktur.Hiç tanımadığım bazıları 6-7 dan olarak karşımıza çıkıyorlar.Bakıyorsunuz müsabıklık geçmiş yok, dojosu yok.Ama bunlardan bazıları ise siyasi kanatların sayesinde Dan almışlardır.Zaten herkezde biliyor.

Hak etmeyen bir çok kişinin milli formayı giydiğini biliyorum.İlkokulu bitirmemiş bazılarına sırf antrenör olabilsinler diye millilik verilmiştir.Partizanlıklar yapılmıştır.Ayrıca yeni TKF Başkan adayını tanımıyorum ama destekliyorum.Avukat bey düzgün bir insana benziyor.Ben değişikliklerden yanayım.Esat Başkanın yüzünede zamanında karşı adayı destekliyorum demiştim.Bana dönerek ‚‘‘Niye‘‘dedi.Bende değişim iyidir, diye cevaplamama gülmüştü. 2008 veya 2009 yılları arasında bir TKF Başkan adayı çıkarttılar.O dönemlerde Ercüment Taşdemir’lerin ellerinde yolsuzluk belgelerinin olduğu bizlere söylendi.Ama aday adam piyasada yok. (!) Güvendiğimiz hocalar yeni adayı desteklememiz için kötü gidişe son verilecek.Şöyle yapılacak vs. denildi.Benim Federasyondan hiç bir beklentim olmadığı halde sırf benim hocalarım destekliyor diye ben de destekledim.‘‘

WKF MİLLİLİĞİMİ ONAYLADI FAKAT TKF MİLLİLİK

BELGEMİ VERMEMEKTE DİRETİYOR!.

Esat başkan eskiden milli takımdan arkadaşımdır,severim kendisini ama bence değişim şart. Esat’a kırgın olduğum nokta şu.Herkeze millilikler dağıtılırken,Dünya şampiyonasında Türkiye’yi temsil ederek ülkeme bronz madalya getirmeme rağmen bana millilik verilmedi; Gerekçesi ‘‘ÇİZELGE‘‘ (!) yokmuş.

Ben sporcu olarak çizelge tutamam ki; Federasyon arşivlerinde çizelge bulunulmamış (!).

Bunun üzerine Esat başkana telefon açtım, ‚‘Arkadaşım aynı takımdaydık,ben şampiyon olduğumda beni havalara fırlatmamışmıydın ? Sen şahitsin yahu!.‘‘

Bana ‚‘‘Tülaycım sadece şampiyon olman yetmiyor çizelge olmayınca olmuyor.‘‘demişti.

Federasyon kayıtlarını sağlam tutamıyorsanız bunda benim suçum nedir?

50’nin üzerinde Avrupa ve dünya şampiyonalarından milliliğim olduğu halde Sadece 3 kez Boğaziçi şampiyonluğumdan millilik verildi.Şunu özellikle vurgulamak istiyorum.

WKF Dünya 3.sü olduğumu onaylayarak bana‚‘BELGE‘‘ gönderdi.

Düşünebiliyormusunuz hocam ? Koskoca dünya Karate Federasyonu kabul etti ama ne yazık ki; Ülkemin Federasyonu milliğimi vermemekte diretiyor.

Antalya’da Polis spor gücünde antrenörlük yaparken dünya derecemden millilik belgem olsaydı direk 3.kademeden antrenörlük seminerlerine katılacaktım.

1986 tarihli antrenörlük belgem olmasına rağmen 1.kademeden seminere girdim.Şimdi yeni adayı neden desteklemiyeyim ki ? Neden Esat Başkanı destekliyeyim ? Şimdiki yeni aday daha önce yaşamış olduğumuz Ercüment Taşdemir’in adayına benzemez inşallah.Sırf bazı antrenörleri fişlemek, afişe edilmek adına böyle bir oyuna gidilmeyeceğini umuyorum. Dedi ve sözlerini Tülay Albaer şöyle noktaladı.‘‘Karate de malesef ‚‘AHDE VEFA‘‘yok!..

 

YASAL UYARI:  Dojospor® marka tescillidir. Taklit edilemez. Yazı, resim yada grafiklerden (Facebook sosyal sitesi haricinde) izinsiz alıntı yapılamaz, (Telif Hakkı) Copyright© Dojospor, bir uzakdoğu ve mücadele sanatları web sitesidir.

DOJOSPOR Yönetim kurulu… 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı