Karate-DORÖPORTAJ

Türkiye karate milli takımı eski antrenörlerinden Cengiz Deniz Sensei kısa bir süre önce yaz tatilimi geçirdiğim Selimpaşa’ya bir nezaket ziyaretinde bulundu. Hayatını adeta karate branşına adamış olan Cengiz Sensei bir çok milli sporcular yetiştirmiş ve aynı zamanda 2 kez Avrupa Şampiyonu olan milli sporcumuz Muratcan Deniz’in babası ve antrenörüdür. Laf lafı açtı. Uzun uzadıya sohbet ettik. Doğaçlama sorularımı içtenlikle cevapladı. İşte özel röportajımıza yansıyan A‘dan Z’ye karate yaşamının öyküsü:

‘‘BİZ BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ‘‘ sloganıyla yola çıkarak TKF Başkanlığına adaylığınızı koydunuz.Kriterleriniz nedir ?

Bir çok projelerle yola çıktık. Bir dikili ağacımız bile malesef yok. Sportif başarımızdan başka neyimiz var ? Bir tesisimiz var mı ? Seçildiğimde en büyük hayalim TKF’ye ait bir tesis yapmaktır. İnşallah bunu da gerçekleştireceğiz. Ayrıca belirtmek istiyorum. Çalışma ve konaklama alanımız bile yok !.

Hotellerde şampiyonalar düzenleniyor, bu olayı tasvip ediyor musunuz ?

Bunları tam olarak tasvip etmiyorum çünkü Federasyonumuza mali külfet getirmektedir. Sporcularımıza moral açısından ve değişiklik olsun diye arada bir yapılabilir fakat uzun süre yapılmamalıdır. Uzun süreli yapıldığında sporcular ailesinden uzak kalıyor ve bu nedenle psikolojilerinin bozulmalarına sebebiyet vermektedir.

Devletimizin spor salonları sizce yetersiz mi ?                 

Malesef yeterli değil, Basketbol, Voleybol gibi branşlarda ağırlıklı maçlar yapıldığından dolayı boş yer bulanamıyor.

TKF’NİN KENDİNE AİT TESİSİ OLMALIDIR.

Ayrıca 5 yıldızlı otel gibi konfor yok. Kendi tesisimiz olursa kendi yapınıza göre elemanlarınızı, personelinizi sporcunun yapısına göre dizayn edersiniz ve motivasyonu sağlayabilirsiniz. Devletimizin salonunda çalıştıktan sonra yorgun argın kaldığınızda yatacak yeriniz yok. Kendi tesisinizde kamp yaparsanız, hem maddi açıdan külfet olmaz, ayrıca sporcularımız açısındanda daha sağlıklı olur.

Tesis projeniz için bütçe yeterli olacak mı ?

Diğer branşlara baktığımızda en başarılı karate Federasyonumuzdur. Devletimiz bize bütçe veriyor fakat aylarca süren kamp olayını 5 yıldızlı otellerde yapacağımıza belli bir yatırımlarımızı kendi tesisisimizde pek tabi yapabiliriz. Ayrıca iş adamlarımızdan, sponsorlarımızdan ve Belediye Başkanlarımızla görüşerek yer tahsisi istenilebilinir. Şimdiye kadar böyle bir girişimde bulunulmadı.

Geriye baktığımızda karate ile uzaktan ve yakından ilgisi olmayanlar dahi TKF Başkanlıkları yaptılar. Sizce Başkan adayları karatenin içinden mi gelmelidir ?

Karatenin içinden gelmek ayrı bir avantaj sağlar. Camiasını bilen bir başkan daha verimli ve daha çok faydalı olur. Yeter ki kaynaklarımızı doğru kullanalım ve analiz yapalım.

Geleneksel ve sportif karateye kendi pencerenizden baktığınızda nasıl analiz ediyorsunuz ?

Öncelikle geleneksel karate eğitiminin tüm ülke çapında verilmesi gerektiğine inananlardanım. Temel eğitimde kas ve eklem yapısını güçlendiridiği için yapılmalıdır.

Bunu alamayan sporcu sakatlanmalara maruz kalarak karate hayatını çok çabuk bitirecektir.

HER SPORCU GELENEKSEL KARATE TEKNİKLERİNİ BİLMELİDİR

‘Sportif karate’de amaç hedefe hızlı bir şekilde gidip puan almaktır. Bunun dışında başka bir amaç taşımıyor. Bu nedenle temel teknikler yaptırılmadan hız çalışması yaptırarak kişiye zarar veriyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin gelişimine ihanet edemeyiz. Geleneksel karate gencin, yaşlının fiziğini koruyacak ve kaslarının gelişmesine olumlu yönde faydası vardır. Geleneksel karate olmazsa olmazımdır. Sportif karate bir oyundur. Hedefe çabuk gidip o oyunu kazanarak madalyaya ulaşmaktır. O hedef için kişinin sağlığı ile oynayamazsınız.

Günümüzde karate müsabakalarına sporcu kumiteci veya katacı şekilde ayrıştırılıyor. Oysa karate bir bütündür. Bu konuda görüşlerinizi açıklar mısınız ?

Hocam çok haklısınız. Ben kumite veya kata şeklinde hiç biz zaman ayırım yapmadım. Biz 3-5 kişi olarak hem kumite hem kata dalında Türkiye şampiyonu olduk. Bizler temel eğitimini çok iyi almış sporculardık. Her ikisinde de başarı oluyorduk fakat temelde katayı ve kihonu çalışmayan bir sporcu asla sportif karateyi de doğru yapamaz. Mutlaka belli bir yaşa kadar sporcuya kata ve kihon çalıştırmak gerekiyor. Teknik kapasitesi yüksek antrenörler yetiştirirsek onlar da ileride talebelerini belli bir seviyeye örneğin beyazdan siyah kuşağa kadar karatenin temel tekniğini katasını ve kihonunu doğru öğretirse ve ileriki zamanda o talebe sıkıntı yaşamaz.

KARATE SPORUNA İHANET EDİLMEMELİDİR

Örneğin kumitede avrupa ve dünya şampiyonu olmuş sporcu, antrenör olduğunda talebesine sadece kumite çalıştıracaktır.

Bu karateye ihanettir. Karate bir bütündür tekniklerin yanısıra kuralları da öğretmelisiniz.

Eğer öğretmiyorsak hem Ülkemize, hem sporcumuza, hem de kendimize ihanet ediyoruz demektir.

Diğer karate stilleride TKF çatısı altına yavaş yavaş giriyorlar. Bu konuya bakış açınız nedir?

‘‘Hocam en güzel  konuya değindiniz. Karate adını taşıyan tüm stiller bizim Federasyon çatısı altında olması gerekir.

Dünya da böyledir. Vefat eden başkanımızla birlikte çalıştık.

DİĞER KARATE STİLLERİ DE TKF ÇATISI ALTINDA OLMALIDIR

Kyoskoshin, Ashihara, kenpo vs. gibi stilleri karate federasyonu kontrolü altında devlete bağlı şekilde çalışması gerekir. Biz bunu zaten başardık. Seçildiğimizde Avrupa ve dünya şampiyonaları için plan ve proje dahilindedir. Bu stillerdeki sporcuların belgeleri dernekler tarafından değil devletin mühürü altında olmalıdır. Kuşak dereceleri resmi bir antrenör tarafından verilir ve federasyon tarafından kayıt altına alınması kadar güzel bir şey olamaz. Şimdiye kadar dernekler ve özerk federasyon altında belgeler verildi ücret karşılığında bunların hiç bir resmiyeti yoktur.‘‘

Başkan seçildiğinizde belge vs. ücretlerini alacak mısınız ?

Bunlar federasyonumuzun gelir kaynaklarındandır. Biz federasyon olduğumuzda aşırı derecede sporcularımıza ve kulüplerimize yük olacak şekilde belge ücretlerini almayacağız. Sadece sınav ücreti talep edeceğiz. Biz de sporcuların belgesini, resmi evrağını o imtihan ücreti içerisinde olacak şekilde adreslerine göndereceğiz. Bize sporcu, antrenör telefon ettiğinde yarım saat telefonda bekletmeyeceğiz. Anında arayana geri dönüşüm yapılarak istediği federasyon kanalımızca adreslerine mutlaka ulaştırılacaktır. Eğer antrenörlerimiz hizmet ediyorsa vize ücreti almayacağız. Ama antrenörlerimizin aktif olması için seminerlerimize katılma ve kendini yenilemek zorunluluğu vardır. Bunlara katılmayanlara tabii ki vize yaptırılmaz.

Diğer Başkan adaylarına da sormuştum. Seçildiğinizde şeffaf bir yönetim uygulayacak mısınız ?

Kesinlikle olacak.Federasyonumuzun tüm hesapları ve harcamaları TKF’nin internet sitesinde yayınlayacağız. Saklanacak hiç birşeyimiz olmayacaktır. Düzenlenecek olan şampiyonalarımızın gelirlerini ve giderlerini kamuoyu ile paylaşacağız. Devletimiz bize bir bütçe veriyor. Sonuç da duyurmak zorundayız.

Pandemi dolayısıyla bir çok salon sahibi antrenörlerimiz bir hayli maddi sıkıntı yaşadılar. Neler yapılmalıydı sizce ?

Hocam, spor camiamızı çok iyi tanıyorum.1977’den beri Türk karatesinin içindeyim. Dünyada depremler olur, sel basmaları ona keza hastalıklar olur, zamanında da bunları yaşadık.

FAALİYETLERE KATILAN KLÜPLERE YARDIM YAPILACAKTIR

Devletimiz elinden geleni yapmıştır ve devam da ediyor. Biz federasyon olarak klüplerden aldığımız ücretleri dönüşüm olarak onlara fayda sağlamamız gerekir. Biz her yıl Ocak ayında, şu an miktarını söyleyemem ama yıllık bir bütçe ayıracağız. Faaliyetlere katılmış, sınav ücretleri yatırmış, federasyonumuza katkı sağlamış kulüplerimize belli bir miktarda maddi yardım yapacağız. Mutlaka bunu sağlayacağız.

Türk karatesi Avrupa klasmanında zirvede, dünya klasmanında da yanılmıyorsam 2.sırada, siz başkanlık yarışını gögüslediğinizde bu başarıları muhafaza edebilecek misiniz ?

Biz yola çıktığımızda takımda dünya şampiyonluğu tatmamıştık. Rahmetli Esat başkan teknik direktör ben ise antrenördüm. Biz ikimiz çok duyarlı çalışıyorduk. Japonya’da takım halinde dünya şampiyonu olduk. Birlikte başardık. Bizim projelerimizdi. Şu anda Türk karatesi zirveye ulaşmış bir durumdadır. Kulüplerimiz harıl harıl çalışıyorlar.

TÜRK KARATESİ BAŞARIYA AŞIKTIR

Burada da dojo antrenörlerinin başarısı da göz ardı edilemez. Biz başarıya aşığız .Genlerimizde var. Bu zirvede de her zaman kalacağız. Sakatlıklar, performans düşüklüğü vs. nedeniyle aksamalar olabilir. Ama düşmeye yer yok bizde, bayrağımızı her zaman göndere çekeceğimize inanıyorum. Tokyo Olimpiyat oyunlarında sizce başarılı mıydık? Hocam, hayallerimizde en az 2 altın madalya alabilmek vardı. Bu bütçeyle ve bu çalışmayla ve bu özveriyle bu olmalıydı. Dünya çapında 4 madalya aldık.Fakat en az bir altın madalya ile süslüyemediğimiz için ben bu masrafların ve hizmetlerin yerini bulmadığını düşünüyorum.

TOKYO’DA ÇOK BAŞARILI DEĞİLDİK

Bu olmalıydı. En güvendiğimiz sporcumuz Serap Özçelik bir anda nasıl kilitlendi ve nasıl kaybetti, gerçekten şaşkınlıklar içerisindeyim. Oysa sporcularımız çok özverili çalışmalar yapmıştılar. Bir gümüş ve 3 bronz madalya ile Olimpiyatları kapattık. Çok başarılı değildik. Şans mı kader mi diyelim? Bu çalışmaların neticesinde 1 veya 2 altın almalıydık. Malesef olmadı, üzgünüz daha çok çalışmalıyız. Buradan analiz ettiğimizde bir aksayan bişeyler var. Sporcunun psikolojisinden mi veya yönetimin psikolojisinden mi kaynaklanıyor? Bu olayı çözüp bir daha kısmet olduğunda daha çok üzerine gitmek gerekiyor.

Ulusal basında malesef karate branşı pek fazla yer almıyor. Sizce bu konuda neler yapılabilinir ?

En can alıcı noktalardan biridir.Basınımızı yanımızda tutamıyoruz. Kesinlikle basınımızın sevgisini kazanmamız gerekir. İtibarımızı onlara hissettirmemiz lazım. Basınımızı davet etmemiz gerekir.Kendilerine belli bir katkılarımız olmalı. Durup dururken hiç kimse bir yere gelmez. Turnuvalarımıza bir kaç gazeteciyi alıp götürmeliyiz.

BASIN BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR

Şampiyonalarımızda tüm gazetecileri yanımıza davet etmeliyiz. Onların protokelde en düzeyde oturmalarını sağlamamız lazım. Odalarını yapmamız gerekir.Bunları yaparsanız o basın mensuplarıda karatenin gerekli tanıtımını yapacaklardır. Biz bir basın kurulu kurarak bir bütçe ayıracağız ve basın kurulunda da saygın gazetecilerin yer almasını sağlayacağız.

Geriye baktığımızda spor salonları tıklım tıklım sporcularla doluydu.Oysa günümüzde her geçen gün sporcu sayısında azalmalar var.Siz bu olayı nasıl gözlemliyorsunuz ?

Klüplerimizde talebelerimizin azalmasını sebeplerinden bir tanesi; Çocuklarımıza gerekli özeni göstermiyoruz. Spor klüplerimiz sporcularına katkı sağlıyamıyor.Klüplerimiz kendi canı ile uğraşıyor. Fakirleşmiş durumda,hiç bir doğru dürüst gelirleri yok. Sporcuları bağlayabilmemiz için belli hizmetleri sunmamız gereklidir. Bu bakımdan spor klüplerimize devlet ve federasyon desteği olması gerekir. Bir sporcu karşısında eğitimli,bilgili,teknik seviyesi yüksek antrenör görmesi gerekir.

10 YAŞINDAYKEN SİMİT SATTIM

Klübünde iyi hizmet alması gerekir. Bu açıdanda eksiklerimizi giderip talebelerin çoğalması için az evvel bahsettiğim gibi basın ile tanıtımını sağlayıp,sporumuzu anlatmamız lazım. Biz sporumuzu anlatmadığımız sürece malesef talebe potensiyeli düşüşüyor. Tanıtım şart, aile ve çocuk karate birliğini sağlayabilirsek salonlarımız yine dolacaktır. Eskiden klüplerimiz doluydu, çünkü bir disiplin, bir sevgi,saygı ve hürmet vardı. Günümüzde bunlar kayboldu.Bir üst kuşağa saygı yok, bir hayli laçkalaştık. Aile yapısı ilede alakalıdır.Ben Aile katkı sağlamak için 10 yaşındayken simit satmıştım.

Disiplin sağlamak için aşırı derece bağırırsanız o çocuk korkar.Günümüzde ailerde çocuklarına disiplin veremiyor. Ayrıca antrenörlerimizin de eğitimiyle alakalı bir durumdur. Benim öğrencilerime hitap şeklim farklıdır. Onların ruhunu okşuyorum. Neticede bağlılık oluşuyor. O talebede ben Cengiz hocam ile çalışmak istiyorum diyor. O çocuklara sevgiyi ve saygıyı vermeliyiz.

Başkan adaylarımızın gün geçtikçe sayıları artmaya başladı. Sosyal medya da bir takım kutuplaşmaları görüyoruz.Sizin pencenizden baktığınızda siz nasıl gözlemliyorsunuz ?

Bizler karate camiamızda bir aileyiz. Bu bir meslektir. Yarın öbür gün yüz yüze bakacağız. Bir birimize kötü söz söylememeliyiz. Kazanmak için her şey mübahtır anlamına gelmez. Kazanabiliriz de, kaybedebiliriz de, her arkadaş çıksın kendi projelerini açıklasın. Bu camiamız saygın bir camiadır.Hepimiz birbirimizi tanıyoruz. Sevgi,saygı ve hoşgörü içinde seçime gidelim. Kim kazanırsa ona destek verelim.Federasyon başkanlıkları gelip geçicidir. Bugün kazanırsın,yarın kaybedersin.Karate camiasının içinden gelenlerin başka bir yere gitme şansı yoktur.

HİZİPLEŞMEDEN BAŞKANLIK YARIŞINI BİTİRMELİYİZ

Biz bize beraberiz. Ölünceye kadar karate camiasının içinde olacağım. Ben başka bir iş yapmıyorum ki..Restaurantım var orayla ilğileneyim olmaz. Biz karatenin duayenleriyiz.Karateye katkı sağlamalıyız,klüp yönetimi, federasyon kurullları,başkanlıkları vs.olmalıyız. Arkadaşlarıma kötü söz söylemeden ve hakaret etmeden bu yarışı bitirmelerini tavsiye ediyorum.

Sizce başkanlık görevi kaç yıl yapılmalıdır?

Bence 2 dönemden fazla olmamalıdır. Sonra bayrağı bir başka arkadaşa teslim edersiniz. Yoruldukça hata yapmaya başlıyorsunuz ve yozlaşıyorsunuz. 2 dönem başkan olan kişi yeni gelecek başkanın danışmanı olmasını isterim. Yeni gelen başkan,eski başkanın bilgisinden faydalanması kadar güzel bişey olamaz. O donanımlı insanı çöpe atmak gerekmiyor.

Sizin destekleyen bazı dostlarınızın başkan seçildiğiniz takdirde sizden görev beklentileri mutlaka olacaktır. Bu konuya nasıl bir çözüm ile yaklaşacaksınız?

Benden bir şey istenirse onur duyarım. Neden? Çünkü hizmet etmek istiyor demektir. Vasıfsız insan bişey istemez. Büyüklerimize biz kendimizi ispat ettik. İsimlerini zikretmemize gerek yok.2500’ün üzerinde karate antrenörüne eğitmenlik yaptım. Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştım. TKF’de milli takım antrenörlüğü yaptım.  Görev istenir bu haktır.Eğer istemiyorsa,ben onun bilgisinden şüphe ederim. Vasıfsız görürüm. Herkese kariyerlerinin doğrultusunda görev vereceğiz. Karate de bir çok kategori var.Baktığımızda 20’ye yakın teknik direktöre ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Teknik direktöre, Antrenöre,yardımcı antrenöre ihtiyaç var. Milli antrenör görevi yaptıktan sonra, memleketinde o ünvanı sporcularına sunabilmesi gayet doğal bir durumdur. Bazı başarılı arkadaşlarımızı milli müsabakalarda mutlaka antrenörlük yaptıracağız. Özellikle de yetişmek isteyen arkadaşlarımızıda Avrupa ve dünya şampiyonalarına yedek antrenör olarak götürüp oranın saha içindeki çalışmaları görmelerini, Avrupa dünya şampiyonalarının organizasyonlarını tanıtarak yetiştirmektir. Antrenör böyle yetişir ve tecrübe kazanır.

Siz başka bir adayı destekliyordunuz, fakat aniden adaylığınızı açıklayarak karate camiasına adeta bir sürpriz yaptınız. Bu konuyu açıklık getirir misiniz ?

Hocam, biliyorsunuz, biz rahmetli başkanımız ile beraberdik. Vefat etmeden önce kendisiyle bir ara dargındık, daha sonra barıştık ve bana ‘‘Abi kardeş olarak bu seçime birlikte girelim‘‘dedi. Beraber çalışmalarımızı yaptık.Vefat etmeden önce yaptığımız projelerimizi devam ettirmek adına biz gönül hareketi birliği kurduk. Klüplerimizi toplayalım ve vefat eden başkanımızın projelerinide hayata geçirelim. Arkadaşlarımız ‚‘ ‘Murat Delihasan’ı merhum başkanın hatırına destekleyelim. Teknik direktör olarak da görev yaptı‘‘ dediler.

Federasyon Başkanı olmak istiyorsa birlikte oturalım, konuşalım, fikirlerimizi söyliyelim, yapılması gerekenleri yapalım, dedik. Murat hoca ile buluşup, konuşacaktık fakat gerçekleşmedi. Kayseri’de öğretmen evinde adaylığını açıkladı.Asıl hüsran orada oldu, çünkü gönül birlikteliği ile başlattığımız 350’ya yakın uklüp var.

DEVLETİMİN VERDİĞİ BÜTÇEYİ HAR VURUP, HARMAN SAVURTMAM

Bunun en başında olan kişi benim. Fakat kendisi‚ ‘‘Benim kimseye ihtiyacım yok, abimin sevdalısıyım, onun projelerini devam ettireceğim. Benim A.B.C takımım yok. Ben kimseden oy dilenmiyorum.‘‘ açıklaması yaptı ve açıkçası bizleri madara etti. Özellikle bu sporun içinden gelen bir şahsiyet, bir duayen olarak gerçekten kırıldım. Halbuki bana kendisi telefonda ‚ ‘Cengiz hoca, birlikte yöneteceğiz, birlikte başaracağız, abi kardeş gibi,  benim istemediklerim var bunlara fevri davranma, bu ekibimiz senin haricinde zayıf‘‘ dedi. Ben de ekibimize başkan olursa teknik direktörlük, ya da as başkanlık isterim. Ben donanımlı ve vasıflı bir insanım. Fakat arkadaşlar gitmiş kendisine ‘‘Cengiz hoca 3 görev birden istiyor.‘‘ diye arkamdan asılsız kulis yapmışlar. Bişey istemeyen insan vasıfsızdır. Anlaşılan şudur; Menfaat ve çıkarlarına ters düşeceğimi, istediği herşeyi yaptıramayacağını biliyor. Kesinlikle engel olacağımı biliyordu. Beni ekarte etmek için daha önce paylaşım yaptığı arkadaşlarla yola çıkmayı tercih etti. Ben devletimin verdiği parayı har vurup harcatmazdım. Ben kesinlikle haksızlığa uğramış arkadaşların hakkını arardım.

Peki, daha önceki görev yapan başkanlar da har vurup harman savurdu mu demek istiyorsunuz ?

Bence bir dikili ağacımız yoksa, har vurulup harman savurulmuştur. Var mı, bir dikili ağacımız ? Sportif başarıdan başka neyimiz var ? Har vurup harman savurmadıysa, nerede 2 altın madalya olimpiyatlarda? Benim federasyonuma bir araba mı alındı? Bir eserimiz mi var ? Hocam, 12 yılda bir insan arsa almaz, bir temel atmaz mı? Federasyona ait bir kamp yeri yapmaz mı insan ? Bunları ben de merak ediyorum. Dile kolay tam 12 yıl (!) Bir basket federasyonuna bakıyorsunuz adamların mal varlığı var. Futbol federasyonuna bakıyorsununuz dünyanın mal varlığı var. Karate federasyonunun bir dikili ağacı yok. Ankara’nın en güzel yerinde ona keza İstanbul’da federasyonun bütçesinden kira ödeniyor. Bu bakımdan‚ ‘‘Har vurulup harman savuruyorlar‘‘ derim.

Laf lafı açtı ve epey uzun bir doğaçlama sohbetimiz oldu. Son olarak DOJOSPOR okuyucularına neler söylemek istersiniz ?

Camiamıza son olarak şunu söylemek isterim. Kültürlü, bilgili, güzel insanları seçelim. Camiamızdan yetişmiş, camiamızı bilen insanlarımızla birlikte yol yürümeye çalışalım. İyi analiz yapsınlar. Huzur başarıyı ve mutluluğu getirir. Malesef karate antrenörlerimizde şu sıralar hiç bir huzur yok. Uzaktan birbirlerine kin güdenler var. Bunları sevgiyle ve saygıyla bağlayan bir yönetim ve bunları kucaklayan bir başkan olması gerekiyor. Şu an ne olduğu belli değil şaşkınlar içerisindeyim. Her konuştuğum antrenörden ‘‘Ah‘‘ işitiyorum. Talebesini avrupa ve dünya şampiyonu yapmış antrenörün aldığı 1200 TL.dir. Milli takım antrenörlerine bakıyorsunuz 200 000, 300 000 TL. gibi ciddi ödüller alındığı yönünde duyumlar alıyoruz.Bunlar reva mı ? Mesela benim oğlum Muratcan Deniz, Avrupa şampiyonu oldu ve bana antrenörlük ödülü olarak 1200 TL. verdiler. Sıkıştığımda harcıyorum.150 TL. kaldı. (Gülüşmeler) Oğluma devlet 20.000 TL.verdi.

KAHRAMAN ANTRENÖRLERİMİZ, HAKEMLER TARAFINDAN DIŞLANIYOR

Ayrıca federasyon da maddi ödül veriyor. Bize bişey verilmedi. Defterler incelendiğinde ortaya çıkacaktır ve hesabı ağır olacaktır. Benim aldığım 1200 TL.lik ödülü milli takım antrenörü alsın bakalım orada duracak mı ? Büyük bir haksızlık var. Dojo antrenörü sporcuyu yetiştiriyor. Milli takım antrenörü değil. Milli takım antrenörü yetiştirilmiş bir çocuğa ne yapıyor ? Asıl kahramanlar dojo antrenörleri ve klüplerdir. Bunlar en güzel ödülü almalıdırlar. En güzel yerlerde oturmalılar. Bayrağımızı şampiyonlarda onların sayesinde göndere çekiyorlar. Benim antrenör arkadaşlarım saha içinde dışlanıyorlar, kovuluyorlar. Bazı hakemler bile ‚ ‘‘Sen ne dolaşıyorsun burada,seni ceza kuruluna sevk ederim.‘‘  gibi tehditler savuruyorlar. Bu kahraman dojo antrenörlerine.Hakemlerimiz baş tacıdır ama fırça çekemez parmak işareti yapamaz ve antrenörlerimizi dışlayamaz. Böyle bir yetki verilemez. Bu gibi eylemler çok çirkindir,saygısızlıktır. Antrenörlük saygın bir meslektir.

Dojospor okuyucularına çok teşekkür ediyorum. Saygın ve duayen bir gazetecinin karşısında konuşmakta beni heyecanlandırıyor. Sadettin Özgenç gibi bir hocamıza da röportaj vermek o kadar kolay değil. İnsan bildiklerinide unutuyor. Camiamıza sevgi ve saygılar.

YASAL UYARI:  Dojospor® marka tescillidir. Taklit edilemez. Yazı, resim yada grafiklerden (Facebook sosyal sitesi haricinde) izinsiz alıntı yapılamaz, (Telif Hakkı) Copyright© Dojospor, bir uzakdoğu ve mücadele sanatları web sitesidir.

DOJOSPOR Yönetim kurulu… 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı