AikidoRÖPORTAJ

Sensei Ayhan Kaya: Aikido’nun farkını tatamiye çıktığınız zaman anlarsınız

RÖPORTAJ: BİLAL OKUR

Aikido’yu diğer bütün uzakdoğu sporlarından ayıran en önemli faktörün yaş sınırını ortadan kaldırması olduğunu vurgulayan Sensei Ayhan Kaya, “Tatamide Aikido çalışanlarını izlediğiniz zaman size biraz garip gelebilir, hatta yadırgayabilirsiniz. İnsanların kendi kendine yere düştüğünü, en ufak bir şeyde kendilerini yere attığı izlenimine sahip olabilirsiniz.  Ancak tatamiye çıktığınız zaman Aikido’nun ne olduğunu o zaman anlarsınız ve size “iyi ki müsabakası yok» dedirtir» şeklinde özetliyor.

Kısaca Aikido yaşamınızdan bahseder misiniz?

1996 yılında Ali Uludağ Sensei ile Aikido’ya başladım. Daha sonra Tamura Sensei’in öğrencisi olan Nebi Vural Sensei ile 12 sene çalıştım. (Bana göre Nebi Vural Sensei Türkiye’ye gelebilecek en iyi eğitmendir) Bu çalışma fırsatı benim çok büyük bir şanstı ve Aikidomun şekillenmesindeki inkar edilemez emeği için kendisine minnettarım. Halihazırda yine Tamura Sensei’nin öğrencisi olan Jaff Raji ile Aikido çalışmalarıma devam etmekteyim.

ayhankaya

Aikido’nun diğer  Uzakdoğu sporlarından farkı nedir?

Öncelikle şunu belirteyim ki AİKİDO bir spor değildir. Spor Latince bir kelime olup eğlence manasındadır. Aikido ise Budo’dur  (Budo: Japon savaş sanatlarının genel adıdır) ve ben spor denilmesine pek sıcak bakmadığımı belirtmek isterim. Aikido’da müsabaka olmayışı diğer branşlardan ayıran en önemli farklılıktır. Teknikler tutma-fırlatma ve eklemlere yapılan kırış teknikleri ile kesici cisimler üzerine tasarlanmış olup, temel olarak kılıç hareketi esas alınmış ve teknikler buna göre tasarlanmıştır. Diğer Uzakdoğu sporlarında güç birinci öncelikken, AİKİDO’da bu farklılık gösterir

teknik ve bilgi güçten önce gelir. Diğer bir farklılık ise yine güçle orantılı olarak yaş faktörüdür. Dünya çapında bir sporcu olsanız bile müsabık olma yaşı 30-35 yaşı ile sınırlıdır. Buna sanırım en iyi örnek Mike Tyson’dır. Aikido’da ise hiçbir yaş sınırı bulunmaz. 7’den 70’e herkes çalışabilir. Yeter ki sağlık açısından bir problemi olmasın.

Aikido bir gösteri sanatı mıdır? Savunma sanatı mıdır?

Aikido ikiside değildir. Eğer bunu açacak olursak, Samurayların binlerce yıllık savaş sanatına gösteri sanatı demek en hafif deyimiyle bu sanata iftira etmiş olmaktır ki bunun böyle olduğunu en cahil adam bile iddia etmez.

Sanırım toplumda bu konuda da yanlış anlama oluşmuştur. Aikido hem saldırı hem de savunma teknikleri içerir. Tek fark saldırmak ilk amacımız değildir. Birşeyler yapmak için birilerinin size vurmasını beklemekte çok yanlış olur. Bu bilipte yapmamak gibi bir şeydir. Aikido tekniklerini incelediğiniz zaman tekniklerin ne kadar sert olduğunu fark edersiniz. Fakat tatemide Aikido çalışanlarını izlediğiniz zaman size biraz garip gelebilir, hatta yadırgayabilirsiniz. İnsanların kendi kendine yere düştüğünü, en ufak bir şeyde kendilerini yere atağı izlenimine sahip olabilirsiniz. Size karikatür gibi gelebilir. Ancak tatamiye çıktığınız zaman Aikido’nun ne olduğunu o zaman anlarsınız. Tekniklerin ne denli sert ve etkili olduğunu anlarsınız ve bu size iyiki müsabakası yok. Yoksa burdan bir kişi bile sakatlanmadan çıkamaz dedirtir. Eğer uyum sağlanamaz ve düşmezseniz sonuçları çok ağır olur ve bu da ancak danışıklı bir çalışmayla mümkün olur. Bu sizi yanıltmamalıdır. Aikido’nun spordan çok öte bir şey olduğunu anlarsınız. Bu eğitim yıllarca sürecek bir çalışmadır. Bu unutulmamalıdır.

SONY DSC

Türkiye’de Aikido geçen yıllar içerisinde tabana yayılmaya başladı. İlk zamanlar biraz daha sınırlı bir çerçevede ilgi görürken bugün birçok kişi Aikido öğrenmek istiyor. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ilgiden memnun musunuz?

Ülkemizde Aikido’nun gelişmesi gerçekten olumlu birşey. Birçok yerde Aikido salonları açılıyor ve birçok eğitmen arkadaşımız buralarda ders vermeye başladılar. Bu çok memnun edici bir gelişme ancak; burada bir şeyi belirtmeden geçemiyeceğim ki, o da burada ders veren bazı arkadaşlarımızın durumudur. Üzülerek belirtmeliyim ki teknik seviyesi ders vermek için hiçbir şekilde yeterli olmayan, toplasan 3-5 yıl Aikido çalışmış olan insanlar maalesef ama maalesef buralarda büyük Sensei sıfatıyla ders vermekteler. Bu durum Aikidonun yaygınlaşması ve gelişmesi gibi algılansa da  bana göre gerçekten üzücü bir durum. Neden? Japonya’da ya da herhangi bir Avrupa ülkesinde 1 veya 2. Dan birisinin (bu yaklaşık 3-4 senelik bir çalışmadır.) ders vermesi; neredeyse imkansızdır. Çünkü ders veren eğitmen kendi gelişimini tamamlamamış daha kendi vücudunu eğitememişken başka birini nasıl eğitebilir, demekten kendimi alamıyorum. Bunun bizi ilgilendiren kısmı Aikido’yu yanlış tanıtmaları olacaktır ki isteyen istediğiyle çalışmakta özgürdür. Burası bizi pek ilgilendirmemektedir.

Gerek Federasyonun gerçekleştirdiği gerekse çeşitli organizasyonlar tarafından dünya da isim yapmış ünlü Aikido hocaları ülkemizde ağırlanıyor.

Ülkemizde yapılan bu seminerlerin Türk Aikidosuna katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet haklısınız bu çok sevindirici bir durum. Çünkü Aikido’da isim yapmış bu işe 30-40 yılını vermiş insanlardan TÜRK Aikido’sunun öğreneceği çok şeyin olduğunu düşünüyorum. Ancak bu seminerlere katılımın çok az olmasını da anlayabilmiş değilim. Neden bu insanların seminerlerine Aikido yapan arkadaşlarımız katılmaz. Bu soruyu sorunca aklıma şu fıkra gelir. Cehennemde her kaynar kazanın başında bir Zebani vardır ve yukarı çıkmak isteyenlerin başına vurarak kazana atmaktadırlar. Ancak Türklerin bulunduğu kazanın başında hiç kimse yok. Bunun sebebini sorduklarında Zebaniler “Bize gerek yok çünkü çıkmak isteyenleri aşağıdan çekenler zaten var” derler.

Bunu anlatmaktaki sebebime gelince bu hocaları yurtdışından getirmek, onların giderlerini karşılamak  gerçekten çok masraflı ve bu masraflar da ancak seminere katılan arkadaşların katkılarıyla karşılanmak. Seminerlere gelmeyen insanların “bu gelen hocalardan hiçbirşey öğrenmeye ihtiyaçları yok mu?» diye düşünüyorum. Ama naçizane bu sorunun cevabını da şöyle yorumluyorum. Buna kırılacak, ya da kızacak arkadaşlarımız olabilir. Ama yine de kendimi bunu söylemeye  zorunda hissediyorum. Kendilerine Sensei diyen arkadaşlar şunu çok iyi biliyor ki bu seminerlere gelmek ve de öğrencilerini getirmek kendileri için iyi olmayacak çünkü kendi tekniklerinin ne kadar vasat olduğunu orada öğrencileri de görecek ki bu hiç memnun edici bir durum değil. Bu Sensei’ler kendilerini geliştirebilirler mi? ASLA. Vasat, ve kötü tekniklerde kalmaya devam edecek. Nacizane ben de yurtdışından 2 kez eğitmen çağırdım ve 100’e yakın öğrencisi olan bir arkadaşımı arayarak seminere katılmasını tavsiye ettim. Arkadaşım bana aynen şunu söyledi. Ben katılmayı düşünmüyorum. Öğrencilerimde yanlış algılamalara neden oluyor kafaları karışıyor. Neden böyle söylediğinin cevabı sanırım yukarıdaki yazımda gizli

Özellikle Uzakdoğu sporlarında belirli bir yaştan sonra artık beden isyan ediyor. Oysa Aikido 7’den 70’e her yaşa hitap etme cesaretini gösteriyor. Spor yapmak isteyen ancak ilerlemiş yaşını bahane edenlere siz ne tavsiye edersiniz?

Eğer bu soruya Aikido açısından bakarsak. Tüm Uzakdoğu sporları bir partnerle yapılır. Vuruşlu sporlarda en az partneriniz kadar güçlü olmanız gerekir. Bu durumda yaşta önemli bir faktör haline gelmektedir. Aikido da performansınız kadar çalışırsınız. Zorlayıcı hiçbir etki yoktur. Yani hiç durmadan düş, kalk ya da bu tekniği ısrarla bu şekilde yap denmesi, sözkonusu değildir. Yavaş yavaş başlarsınız daha sonra vücut bu çalışma temposuna alışır ve bir süre sonra yaşınız kaç olursa olsun grup çalışmalarına rahatlıkla uyum sağlar. Bizim hiçbirşey için acelemiz yok.!

Modern toplumda baş gösteren güvensizlik ve risk ortamına karşı Aikido hem psikolojik, hem de fiziksel açıdan bir fayda sağlar mı?

Bu soruya sadece Aikido açısından bakmadan genel olarak sporsal tüm faaliyetler olarak cevaplamak istiyorum. Günümüzde insanlar resmen televizyon ve internetin esiri olmuş durumdalar. Ve şiddete çok meyilliler.

İnsanlar spor yaparak bu dürtülerinden arınabilirler mi? Evet mutlaka olumlu yönde sporun faydası olur. Özgüveni eksik ve korkak insanlara spor özgüven ve medeni cesaret sağlayabilir. Spor aynı zamanda sosyal çevrenizi de değiştirir ve her kesimden size bir arkadaş ortamı oluşturur. Bu da insanlar için artı bir değerdir.

Sizin Aikidoya yeni başlamak isteyen arkadaşlara tavsiyeleriniz nedir?

Benim Aikidoya yeni başlayan arkadaşlarıma tavsiyem şudur.  Eğitmeniniz olacak kişiyi çok iyi seçin. Eğitmen, hem teknik olarak, hem de karakter olarak sizi ileriye götürebilecek, kalp gözü açık, kaprislerden arınmış, hiç durmadan çalışan ve kendini geliştiren kişi olmalıdır. Durmadan başkalarını eleştiren laftan başka bir şey üretmeyen, hayatında bir kez bile seminere katılmayan o büyük Sensei’lerden uzak durmanız gerekir. Bu birinci önceliğiniz olmalıdır. Evinize yakın olan dojo birinci önceliğiniz olmamalıdır. Aikido’nun sırrı doğru antrenör ve çok çok çok çalışmaktır. Başka türlüsü sadece lafta kalır ve tatemide lafın ve dan derecelerinizin hiçbir önemi yoktur.  Ne yaptığınız ya da ne yapabildiğiniz önemlidir. Bu unutulmamalıdır.

Düzenlenen seminerlere büyük bir fırsat olarak bakmalı. Ve ne öğrenirsem kardır demeleridir. Gelen, antrenör beklentilerimizi karşılamayabilir ya da kötü de olabilir. Ama bu kötü Sensei’den de öğrenecek bir şeyler vardır. En azından yanlışı öğrenirsiniz. Yanlışı öğrenmekte büyük bir kazanımdır.

Aikido sizin hayatınıza ne kattı? Sizin hayatınızda Aikido’nun yeri nedir?

Bu soruya Aikido yapmasaydım ne olurdu diye kendime sorma cesaretini bile gösteremiyorum. Çünkü Aikido benim için akşamları gidip 1-2 saat çalışmaktan çok daha öte bir şey. Aikido benim hayatımdaki yeri nedir? Sorusuna cevaben tüm samimiyetimle söylüyorum ki ailemden sonra gelen en önemli şeydir, (eşim bu söylediğimi duysa pek inanmaz ama!).

Rabbim sağlık, sıhhat verdiği sürece de bu sanatı yapmayı düşünüyorum. Allah muvaffak eder inşallah.

Ameller niyetlere göredir…

Muhafazakar kesimde Aikidoya karşı bir mesafe var. Bunun önemli sebebi de secde eder gibi selamlaşma seromonisi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Aikido bir Japon savaş sanatı ve bu sanatın içinde kendi kültürlerini de yansıtmışlardır. Secde eder gibi eğilerek selam vermek bizim kültürümüzün bir parçası değil. Tabiki bunu anlamakta bize hayli zor gelebilir. Örneğin siz Japonya’da bir seminere gitseniz ve selam vermeden tatemide çalışsanız çok büyük bir ihtimalle sizi salondan kovarlar. Çünkü onlar selam verirken tüm vücudumu size teslim ediyor. Ve size saygı duyuyorum manasında selam verirler. Kendisine selam vermekten imtina eden birisini kendisine saygı duymayan ve güvenilmez insan muamelesi yaparlar ve sizinle çalışmazlar. Peki bu selamı vermek mecburimi dir? Olmazsa olmaz mıdır? Bana göre mecburi bir şey değildir. Selam vermeye bilir. Ama, bana ve çalıştığı kişilere saygı duymak zorundadır. Aynı şekilde ben de ona saygı duyarım. Bu bakış açısı bana göre daha önemlidir. Selamlamadan dolayı Aikido yapmaktan çekinen insanlar için anahtar kelime şu olmalıdır. “Ameller niyetlere göredir”.

Sensei Ayhan Kaya’ya Dojospor olarak bu keyifli röportaj için teşekkür ediyoruz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı